İngiltere'nin, ABD-İsrail- İran savaşında hava üslerini Washington'ın "savunma" amaçlı saldırılar için kullanmasına izin vermesiyle birlikte, Tahran'ın yurtdışından ne tür bir destek alabileceği konusu gündeme geldi.
Rusya ve Çin'in İslam Cumhuriyeti ile güçlü diplomatik, ticari ve askeri bağları var ancak mevcut çatışma, bu iki ülkenin İran'ı ne kadar desteklemeye istekli olduklarını gözler önüne serecek.
Rusya'dan yüksek sesli ama sınırlı destek
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, Washington ve Tahran arasındaki görüşmelere rağmen durumun "açık bir saldırganlığa dönüşmesinden" duydukları "derin hayal kırıklığını" dile getirdi.
Moskova'nın İranlı lider ve gerilimden etkilenen Körfez ülkeleriyle sürekli temas halinde olduğunu söyledi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail'in İran'a karşı "provokasyonsuz saldırganlığını" kınadı ve egemen devletlerin liderlerine yönelik "av" ve siyasi suikastlar olarak nitelendirdiği eylemleri de lanetledi.
Pazar günü, Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hameney'in öldürülmesi nedeniyle İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'a başsağlığı dileklerini ileterek, olayı "insan ahlakının ve uluslararası hukukun acımasız bir ihlali" olarak nitelendirdi.
Ancak Kremlin, ABD Başkanı Donald Trump'ı kişisel olarak eleştirmekten özellikle kaçındı. Ukrayna konusunda Amerikan arabuluculuk çabalarına hâlâ minnettarlığını dile getiriyor.
Peskov, Pazartesi günü Moskova'nın Washington'a nasıl güvenebileceği sorusuna, Rusya'nın "her şeyden önce yalnızca kendine güvendiğini" ve kendi çıkarlarını savunduğunu söyleyerek yanıt verdi.
Muhabirimizin belirttiğine göre, bu çıkarlar, Tahran'ın Ukrayna'nın topyekün işgalinden bu yana Moskova'nın en yakın müttefiklerinden biri haline gelmesine, insansız hava araçları tedarik etmesine ve Rusya'nın Batı yaptırımlarından kaçınma yollarını geliştirmesine yardımcı olmasına rağmen, Rusya'nın İran'a verdiği desteğin büyük ölçüde söylem düzeyinde kalmasının nedenini açıklamaya yardımcı oluyor.
İran, devlet haklarının insan haklarından daha önemli olduğu ve hükümetlerin ülke içinde geniş kapsamlı kontrol uyguladığı çok kutuplu bir düzen vizyonuna da uyuyor.
Böyle bir rejimin düşüşü, bu modele büyük bir darbe olurdu.
Aynı zamanda Kremlin, daha önce de Venezuela'da, Suriye'de veya 2025 yazında İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük savaşta olduğu gibi ortakları için çok fazla risk almayacağını göstermişti.
Rusya Ukrayna ile oldukça meşgul ve diplomatik destek ile askeri-teknik iş birliğinden fazlasını sunmaya istekli görünmüyor - ve belki de yapamıyor.
17 Ocak 2025'te imzalanan Rusya-İran stratejik ortaklık anlaşması, karşılıklı savunma paktı olmaktan uzak.
Moskova ve Tahran bilgi paylaşımı, ortak tatbikatlar düzenleme ve "bölgesel güvenliği sağlama" sözü verdiler ancak saldırıya uğramaları durumunda birbirlerini savunacaklarına dair bir vaatte bulunmadılar.
İki ülke arasındaki ekonomik bağlar da mütevazı düzeyde, ticaret hacmi 4 milyar ila 5 milyar dolar aralığında seyrediyor.
Ancak askeri ve endüstriyel bağlantılar giderek güçleniyor.
İngiliz Financial Times gazetesi, Şubat ayında Rusya'nın İran'a 500 milyon euro değerinde Verba taşınabilir hava savunma sistemleri tedarik edeceği büyük bir anlaşmayı duyurdu.
İran, Rusya'dan Yak-130 eğitim uçakları, Mi-28 saldırı helikopterleri aldı ve Su-35 savaş uçaklarının teslimatını bekliyor. Ancak Rusya henüz Verba sistemlerini tedarik etmedi.
İran yapımı Şahid insansız hava araçlarının kullanımı, Rus kuvvetlerinin Ukrayna cephesindeki taktiklerini önemli ölçüde değiştirdi.
Ancak geçen yıl Moskova, kendi insansız hava aracı üretimini hızla genişleterek İran silahlarına olan bağımlılığını azalttı.
Moskova için İran, düşmesine izin verilemeyecek kadar önemli ancak uğruna savaşılacak kadar da önemli değil.
Bu hesaplama değişebilir ancak şimdilik Rusya'nın müdahalesi büyük ölçüde sözde kalacak gibi görünüyor.
Çin: İran'ın ekonomisinin can damarı görevi gördü
Çin, Ayetullah Ali Hamaney'in öldürülmesini şiddetle kınadı ve Pekin, tarihsel olarak ABD'nin dünya çapındaki rejim değişikliği stratejilerine karşı çıktı.
BBC Dünya Servisi'nin Küresel Çin Birimi'nden Shawn Yuan'a göre, Çin-İran bağının özünde karşılıklı yarar sağlayan bir ekonomik ortaklık yatıyor.
Çin, İran'ın en büyük ticaret ortağı ve en önemli enerji müşterisi.
ABD'nin İran'a yıllardır uyguladığı ağır yaptırımlara rağmen, Pekin, "hayalet filolar" olarak adlandırılan ve yaptırımlardan kaçınmak için petrol taşıyan sahte kayıtlı gemiler ağı aracılığıyla büyük miktarlarda petrolü indirimli fiyatlarla satın alarak Tahran'ın ekonomik can damarı olmaya devam ediyor.
Örneğin, 2025 yılında Çin, İran'ın sevk ettiği petrolün %80'inden fazlasını satın aldı ve Çin'den yapılan alımlardan elde edilen gelirler, Batı pazarları kapıp kapatırken bile İran'ın ekonomisini istikrara kavuşturmasına ve savunma harcamalarını finanse etmesine yardımcı oldu.
2021'de imzalanan ve İran altyapısı ile telekomünikasyon sektörüne yüz milyarlarca dolarlık Çin yatırımı vadeden 25 yıllık stratejik anlaşma, ilişkileri sağlamlaştırdı.
Çin'in uzun vadeli stratejisi
Tarihsel olarak, Çin İran-İsrail ve İran-ABD gerilimlerine stratejik denge politikası ile yaklaştı.
Muhabirimizin belirttiğine göre, 2025 yazındaki 12 günlük İsrail-İran savaşı da dahil olmak üzere önceki gerilimlerde Çin, sürekli olarak "itidal" çağrısında bulunurken, "dış müdahaleyi" suçladı; bu da ABD politikasına yönelik oldukça açık bir göndermeydi.
İran ve İsrail arasında daha önceki çatışmalarda Çin, veto yetkisini -ya da veto tehdidini- kullanarak BM kararlarını sulandırmak suretiyle Tahran için diplomatik bir kalkan görevi gördü.
Ancak Çin hiçbir zaman doğrudan askeri müdahalede bulunmadı.
Muhabirimizin belirttiğine göre, Pekin'in stratejisi her zaman ABD'yi Ortadoğu'da çıkmazda tutmak ancak küresel petrol fiyatlarında ani bir yükselişe yol açacak bölgesel bir çöküşü tetiklememek oldu.
Tahran'da Batı yanlısı bir rejim, Çin için jeopolitik açıdan felaket bir yenilgi olurdu; zira Tahran sadece enerji sağlamakla kalmıyor aynı zamanda bölgedeki ABD etkisine karşı siyasi olarak da önemli bir denge unsuru oluşturuyor.
İran, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi ve Orta Asya, Kafkasya ve Ortadoğu'yu birbirine bağlayan önemli bir coğrafi bağlantı noktası görevi görüyor.
İslam Cumhuriyeti'nin çöküşü, Moskova ve Pekin'in güçlendirmeye çalıştığı çok taraflı mekanizmaların güvenilirliğini zayıflatabilir.
ABD ve İsrail'in İran'ı topyekün işgali olmadan, ülkedeki siyasi ve askeri yapılar büyük olasılıkla varlığını sürdürebilir.
Bu durumda Pekin, her zamanki "uzun vadeli" stratejisini izleyerek, Hamaney'in yerine İran liderliğini devralacak kişiyle iyi ilişkiler kurmayı amaçlayacak; Rusya ise kendi fırsatlarını arayacak.
Yorumlar
Kalan Karakter: