ABD ve NATO daha Afganistan'dan çekilmeyi öngördükleri tarihte tamamlamamışken, radikal İslamcı Taliban hareketi ülkeyi teslim aldı. Son on günde vilayet merkezlerini tek tek ele geçiren Taliban, Afgan ordusu ve hükümeti çökerken, beklenmedik bir şekilde başkent Kabil'e girdi. ABD ile koordineli gerçekleştirildiği anlaşılan şehrin teslimi Afgan halkında büyük panik yaratırken, kimilerine göre Washington için Vietnam savaşında Nisan 1975'te Saigon'dan kaçışı benzeri görüntüler oluştu.
Afganistan'da iktidarı ele alan "Taliban, sivillere dokunmayacağı vaadinde bulunurken, İslam Emirliği ilanına hazırlanıyor. Ancak Taliban'ın uluslararası toplumun çağrılarına uyarak kapsayıcı geçiş hükümetini kabul edeceği çok şüpheli.
Bu koşullarda pek çok ülke Afgan başkentini tahliye edip büyükelçiliklerinin faaliyetlerini sınırlandırırken, Türk hükümeti daha önceden dile getirildiği üzere Kabil Havaalanı'nın işletilmesine soyunuyor.
Afganistan'da Taliban İslam Emirliği, ABD/NATO'nun çekilmesi ve Türkiye'ye biçilen rolleri İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi ve emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu ile konuştuk.
'ABD NATO ile beraber yenildi, Afgan ordusu dini hükümlerin nüfuzuna açık olduğu için çöktü'
Dr. Naim Babüroğlu, Taliban'ın ABD ve Pakistan tarafından desteklenerek büyütüldüğünü anımsatırken, 2001 işgalinden 20 yıl sonra yenilgiyi kabullenerek NATO ile birlikte çekilirken yanlış hesaplar yaptığı görüşünde. Taliban'ın bu kadar kısa sürede kontrolü sağlamasının beklenmediğini belirten Babüroğlu, bunda da Afgan ordusunun dini hükümlere açık olmasından ötürü çökmesinin etkili olduğu değerlendirmesinde bulundu. Babüroğlu, "Böyle bir coğrafyada ordu çökerse devlet yıkılır, ne vatan kalır ne makam. Olan da budur" dedi:
“ABD, 2001’de terörle savaş stratejisi gereği, George W. Bush zamanında NATO’nun 5. Maddesini de yürürlüğe koyarak ‘Bir ülkeye yapılan saldırı, bütün ülkelere yapılmış sayılır’ maddesiyle NATO tarihinde ilk kez Taliban’a savaş açtı. Yani ABD, Afganistan’ı işgal etti. Afganistan’da ABD’nin zaman zaman askeri mevcudu 130 bine kadar çıktı. 1979-89 arasında Afganistan’a ayak basan Sovyet asker sayısı da 620 bine çıkmıştı. Afganistan’a baktığımızda imparatorluklar bataklığı ya da imparatorluğun çöküşüne neden olan coğrafya diyebiliriz. Sovyetler de dayanamamıştı, 10 yılda çekilmişti. ABD, El Kaide’yi besleyip büyüttü Pakistan’da. Şimdi Taliban yine ABD ve Pakistan tarafından desteklenerek büyütüldü. ABD 20 yıl sonra NATO ile birlikte yenilgiyi kabul ederek çekiliyor. Fakat ABD bir yerde NATO ile beraber yenildi, ikinci Vietnam hezimetini yaşamamak için çekiliyor, doğru. Öngöremediği bir durum var. Taliban’ın Afganistan coğrafyasını bu kadar kısa sürede kontrol edeceğini öngöremedi. ABD Başkanı Biden bir ay kadar önce yaptığı açıklamada, ‘Taliban’ın Kabil’i ve Afganistan’ın tümünü kontrol etmesi mümkün değil. Çünkü Afgan ordusu mevcudu 300 bin, Taliban savaşçılarının mevcudu 75 bin’ dedi. Çünkü 300 bin askeri, 20 yılda ABD eğitti. ABD eğittiği bu askerlere güvendi ve zannetti ki Taliban kısa sürede ele geçiremez. Önce 6 ay dediler, sonra bir ay ile üç ay arasında ele geçirebilir dediler. Sonra Kabil’e gelmez dediler. Sonuçta ummadıkları bir olay gerçekleşti. Aslında savaş tarihinde bu netti. Çünkü ordunun içinde siyasallaşma var, aşırı radikal gruplar var, emir komuta sistemi değil başka bir sisteme bağlılık var. Dolayısıyla ordu disiplini ortadan kalkmıştı. O zaman savaş tarihinin şöyle bir hükmü çalıştı. Ordu siyasallaşınca, askerlik sanatı dışında dini hükümler nüfuz edince ordu çöker. Böyle bir coğrafyada ordu çökerse devlet yıkılır, ne vatan kalır ne makam. Olan da budur. Benim dediğim Afganistan ordusunun çökmesinin akabinde Afganistan hükümetinin çöküşü. Bu ordu kaçtı, silahlarını Taliban’a teslim etti. İran ve Tacikistan’a silah sistemleriyle kaçtı ve teslim etti. Hiç çatışmadı. Böyle bir ordu ve askerlik sistemi olmaz.
‘ABD Afganistan’ı Taliban’a ve bu gruplara teslim ederek bu bölgeyi terör üreten bir coğrafyaya dönüştürdü’
Babüroğlu, Afganistan'dan utanç verici çekilmeye rağmen durumun Amerikan hegemonyasının sonu anlamına gelmediği görüşünde.
ABD’nin 1980’lerde Sovyetleri düşürdüğü tuzağa şimdi İran, Çin ve Rusya Federasyonu'nu çekmeye çalıştığını düşünen Babüroğlu’na göre, ABD Afganistan’ı Taliban ve el Kaide ile IŞİD gruplara teslim ederek bu bölgeyi terör üreten bir coğrafyaya dönüştürüyor:
‘ABD girdiği hiçbir yerde külden başka bir şey bırakmıyor’
Taliban'ın Çin'e verdiği güvenceleri yerine getirmesinin zorluğuna dikkat çeken Babüroğlu, Taliban’ın sınırlardan yabancı savaşçıların geçişinin önleyemeyeceği görüşünde. Yabancı terör savaşçılarının Çin, İran ve Orta Asya cumhuriyetleri sınırındaki tehditlerinin geçmeyeceğini söyleyen Babüroğlu, ABD'nin bu insanları ihraç edeceğini dile getirdi. Babüroğlu, eski ABD Başkanı Eisenhower’ın ‘Arkalarında miras olarak külden başka bir şey bırakmadılar’ sözlerine atıfla bu durumun ABD için hem Afganistan hem Ortadoğu serüveninin özeti olduğunu vurguladı:
‘Türkiye’nin Taliban ilişkilerinin iyi olması İdlib’deki tehdidi arttıracaktır’
Babüroğlu, Taliban'ın Afganistan'ı ele geçirmesiyle Türkiye’nin daha büyük bir tehdit altına girdiği görüşünde. Taliban’ın zaferinin İdlib’te kutlandığını anımsatan Babüroğlu, durumun 'küçük Afganistan'a döndürülen Suriye coğrafyasına da etkileri olacağını dile getirdi. Babüroğlu Türkiye'nin Taliban ile iyi ilişkilerinin olmasının İdlib'deki tehdidi artıracağı değerlendirmesinde bulundu:
“Türkiye aslında pek dillendirmiyor ama Taliban’ın Afganistan yönetimini ele geçirmesiyle birlikte daha büyük bir tehdit altına girdi. Türkiye 130 kilometre sınırı var, İdlib’de dün bütün camiler, sela ile Taliban’ın zaferini kutladı. Terör üreten bir coğrafya olan normal Afganistan, bir de ABD'nin küçük Afganistan’a çevirdiği, Suriye coğrafyasındaki Türkiye ile 130 kilometre sınırı olan İdlib. Bunları birbirinden ayırmanız mümkün değil. İdlib’de Doğu Türkistan Partisi var, ABD onları Afganistan’a kaydırıyor. Bunlar önümüzdeki dönemde yabancı terör savaşçılarının Afganistan veya oradan İdlib’e kaydıklarını göreceğiz. Bu Türkiye için önemli derecede tehdittir. Hiç kimse Afganistan veya küçük Afganistan ile komşu olmak istemez. Ama Türkiye şu anda bu durumda. Türkiye’nin Taliban ilişkilerinin iyi olması İdlib’deki tehdidi arttıracaktır. Türkiye, orada kalmak istiyor, ABD ile anlaşarak Kabil Havalimanı’nın korumasını ve işletmesini sağlamak istiyor.”
'Hindistan'la yarışan Pakistan o gün bugündür istikrar yüzü görmedi'
Pakistan'ın Taliban'ı destekleyen ve üzerinde çok büyük etkisi olan bir ülke olduğunu belirten Babüroğlu, bunun bedelinin de Afganistan'dan büyük sığınmacı akınıyla ödendiğini anımsattı. Babüroğlu, Hindistan ile yarışan Pakistan'ın o gün bugündür istikrar görmediğini vurguladı:
‘Taliban tanınırsa Türkiye Cumhuriyeti devletinin jeopolitik gücü açısından tarihi kırılma noktası, eksen kaymasının tam tarifi olur'
Türkiye'nin Atatürk'ten beri Afgan halkı ve devletiyle iyi ilişkileri olduğunu belirten Babüroğlu, ancak Taliban'ın o devleti yıkan düşman unsur olduğunu anımsattı. Babüroğlu, Taliban'ın meşruiyet arayışını anımsatırken, resmi tanımanın karşılığının sadece Çin, Pakistan, Suudi Arabistan ve BAE'de olduğunu belirtti. Taliban'ın Ankara'nın Kabil Havaalanı'nda misyon üstlenme arzusu karşısında tanıma şartı koşacağını düşünen Babüroğlu, Türkiye'nin 'tanıma kervanına' katılmaması gerektiğini dile getirdi. Babüroğlu'na göre böylesi bir durum Türkiye Cumhuriyeti devletinin jeopolitik gücü açısından tarihi bir kırılma noktasına tekabül eder ve yıllardır konuşuna 'eksen kaymasını' somutlar:
Yorumlar
Kalan Karakter: