İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi'nin ocak ayı olağan toplantısında konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye’nin ihracatçı sanayicilerini yakından ilgilendiren Gümrük Birliği konusunun artık ertelenemeyecek bir noktaya geldiğini vurguladı.
Bahçıvan, Gümrük Birliği’nin mevcut yapısıyla sanayi için bir “pranga” haline geldiğini söyledi.
“GÜMRÜK BİRLİĞİ TÜM YÖNLERİYLE YENİDEN ELE ALINMALI”
Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda konuşan Bahçıvan, Avrupa Birliği’ne tam üyeliğin kısa vadede mümkün görünmemesi halinde Gümrük Birliği’nin tüm alanlarıyla yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Bahçıvan, “Kendi aramızda dertlenmek yerine, güncellenen riskleri, fırsatları ve sektör bazlı etkileri ele alacağımız yeni bir Gümrük Birliği çalışmasına ihtiyacımız var.” dedi.
“MADE İN EUROPE VE YEŞİL DÖNÜŞÜM YENİ RİSKLER YARATIYOR”
AB’nin yeni sanayi stratejisi olarak gündeme gelen “Made in Europe” yaklaşımına dikkat çeken Bahçıvan, Türkiye’nin AB üyesi olmadan Gümrük Birliği içinde yer almasının sektörler açısından ciddi belirsizlikler doğurabileceğini söyledi.
Yeşil Dönüşüm ve Sınırda Karbon Düzenlemesi’nin de 30 yıl önce gündemde olmayan ancak bugün sanayiyi doğrudan etkileyen başlıklar haline geldiğini vurguladı.

STA’LAR TİCARET DENGESİNİ BOZUYOR
Bahçıvan, AB’nin imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmaları’ndan (STA) Türkiye’nin olumsuz etkilendiğini belirterek, “AB üyesi olmadığımız için bu anlaşmalarda masada yokuz ama sonuçlarına katlanıyoruz. Bu da birçok ülkeyle ticaret dengesizliği yaratıyor.” ifadelerini kullandı.
MERCOSUR VE HİNDİSTAN UYARISI
AB’nin MERCOSUR ülkeleri ve Hindistan ile yaptığı yeni STA’lara da değinen Bahçıvan, bu anlaşmaların Türkiye’nin en büyük ihracat pazarında rekabeti daha da sertleştireceğini söyledi. Özellikle Brezilya ve Arjantin kaynaklı ürünlerde rekabet baskısının artmasının beklendiğini dile getirdi.
“YÜKSEK BELİRSİZLİK YENİ NORMAL”
2026 yılına yüksek belirsizlik ortamında girildiğini belirten Bahçıvan, jeopolitik gerilimlerin finansal piyasalar, tedarik zincirleri ve emtia fiyatları üzerinde ciddi baskı yarattığını söyledi. Türkiye’nin zor bir coğrafyada üretim ve ticaret yaptığını vurgulayan Bahçıvan, buna rağmen ülkenin jeopolitik konumu ve dengeli dış politikası sayesinde önemli fırsatlara sahip olduğunu ifade etti.
ÜRÜN VE PAZAR ÇEŞİTLİLİĞİ AVANTAJ SAĞLIYOR
Türk sanayisinin ürün ve pazar çeşitliliği açısından güçlü bir konumda olduğunu söyleyen Bahçıvan, küresel talep dalgalanmalarına karşı bu avantajın daha da güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“MAKRO İSTİKRAR SAĞLANIYOR AMA YETERLİ DEĞİL”
Bahçıvan, 2023 ortasında başlayan makro-finansal istikrar politikalarının sonuç vermeye başladığını ifade ederek, enflasyonun yıl sonunda yüzde 20’lere doğru gerilemesinin beklendiğini söyledi. Cari açığın sürdürülebilir seviyelerde olduğunu, bütçe tarafında iyileşme sağlandığını belirten Bahçıvan, uluslararası sermaye girişlerinin ise henüz yeterli düzeye ulaşmadığını dile getirdi.
“2026 REFORM YILI OLMALI”
Konuşmasının sonunda yapısal reformlara vurgu yapan Bahçıvan, teknoloji açığının sanayinin en önemli sorunlarından biri olduğunu söyledi. Verimlilik ve yapısal dönüşümü sanayinin tabanına yayacak bir kaynak tahsis mekanizmasının reform ajandasının ilk sırasında yer alması gerektiğini vurguladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: