Suriye'de yılın ilk üç haftasında önemli gelişmeler yaşandı.
Suriye ordusu önce Fırat Nehri'nin batısında büyük bir operasyon başlattı, Suriye Demokratik Güçleri'ni (SDG) nehrin doğusuna çekilmeye zorladı.
Daha sonra da Suriye'de en büyük petrol ve doğal gaz sahalarının bulunduğu bölge olan Deyrizor'u ve IŞİD'in geçmişte "başkent" ilan ettiği sembolik ve stratejik bir şehir olan Rakka'yı ele geçirdi.
Son gelişmeler sonrası Kürtlerin kontrolünde kalan en önemli bölgeler, ülkenin kuzeyinde Türkiye sınırındaki Kobani ile kuzeydoğusundaki Haseke ve yine Türkiye sınırındaki Kamışlı.
20 Ocak'ta Haseke'de Suriye ordusu ile SDG arasında dört günlük ateşkes ilan edildi.
Ateşkesle, Haseke vilayetinin geleceğine ilişkin entegrasyon planının hazırlanması ve taraflar arasında teknik görüşmelerin tamamlanması hedefleniyor.
Ancak gelinen noktada, Kürtlerin 2012'de oluşturdukları Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'nin ağır darbe aldığı görülüyor.
18 Ocak'ta Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan 14 maddelik anlaşma, SDG güçlerinin birlikler olarak değil bireysel olarak Suriye ordusuna katılmasını öngörüyor.
SDG'nin omurgasını Kürt Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri (YPG) oluşturuyor.
Türkiye YPG'yi "PKK'nın Suriye kolu ve terör örgütü" olarak görüyor ve SDG'ye karşı da aynı yaklaşımı benimsiyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, "Tam entegrasyonun sağlanmasıyla orada da yeni bir dönem başlayacak. Suriye'nin istikrara kavuşması en çok Suriye Kürtlerini rahatlatacak" dedi.
Peki Suriye'deki son gelişmeler Türkiye'yi nasıl etkileyebilir?
ABD'de University of Oklahama'da Ortadoğu Çalışmaları Merkezi Eş Direktörü Prof. Joshua Landis, Oxford Analytica'da Türkiye uzmanı Mak Kasapovic ve İngiltere'de University of Sheffield'da Kürt çalışmaları uzmanı Dr. Zeynep Kaya, BBC News Türkçe'nin sorularını yanıtladı.
'Erdoğan kazanmış görünüyor'
Suriye uzmanı Prof. Joshua Landis, ülkedeki son gelişmelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan için büyük bir başarı olduğunu söylüyor.
Joshua Landis, Erdoğan için, "Neredeyse tek başına Suriye'de devrime, Sünni muhalefete ve iktidarı ele geçiren İslamcı muhalefete oynadı. Ve bugün vizyonu, tamamen tamamlanmamış olsa da kazanmış görünüyor" diyor.
Landis, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın muhaliflerinin onu uzun süredir milyonlarca Suriyeli mültecinin Türkiye'ye gitmesi ve IŞİD'in Türkiye'deki varlığını artırması nedeniyle eleştirdiğini ancak Erdoğan'ın Suriye politikasından taviz vermediğini vurguluyor:
"Erdoğan bugün onlara bakıp 'Suriye elimizde. Kürtler ve SDG yenildi. Amerika bölgeden çekildi' diyebilir."
Mak Kasapovic'e göre de Ankara'nın Suriye'deki son gelişmeleri büyük bir stratejik zafer olarak gördüğünden şüphe yok.
Kasapovic, Türkiye'nin Suriye'deki gelişmeleri "sabırla izlediğini" söylüyor, SDG'nin bazı iddialarının aksine, "Ankara'nın oldukça sınırlı bir müdahalede bulunduğu" yorumunu yapıyor.
Türkiye'deki yeni çözüm süreci nasıl etkilenebilir?
Türkiye'de Kürt sorunun çözümü için MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Ekim 2024'te başlattığı; iktidarın "Terörsüz Türkiye", PKK lideri Abdullah Öcalan ile DEM Parti "Barış ve Demokratik Toplum" adını verdiği süreç devam ediyor.
Suriye'de 2011'de başlayan iç savaşın ardından yaşananlar, 2015'te son bulan çözüm sürecini olumsuz etkilemişti.
Ülkede son haftalarda yaşananların, Türkiye'deki yeni çözüm sürecini etkileyip etkilemeyeceği merak konusu.
Süreç kapsamında TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor konusundaki çalışmalarını sürdürüyor.
DEM Parti'den 18 Ocak'ta yapılan açıklamada, "Sınırın bu tarafında 'yurttaş' dediğinize, öbür tarafında 'düşman' muamelesi yapamazsınız; bu, halkın hafızasında onarılmaz yaralar açmaktadır. Barış, bütünlüklü bir irade gerektirir, Ankara'da yapıcı, Suriye'de yıkıcı olunamaz" ifadeleri kullanıldı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, bir gün önce DEM Parti'nin Suriye sınırındaki Mardin'in Nusaybin ilçesinde yaptığı grup toplantısının ardından sınıra yönelen bir grubun Türk bayrağını indirmesine sert tepki gösterdi.
Bahçeli, "DEM Parti eş başkanları Türk bayrağının indirilmesinden birinci derecede sorumludur" dedi, yaşananlar için "Provokasyonların en ağırı" ifadesini kullandı.
T24 YouTube kanalında gazeteci Şirin Payzın'a konuşan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Bahçeli'nin "PKK'nın kurucu önderinin yanında mısınız, yoksa karşısında mısınız?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Barıştan, demokrasiden yana duruyoruz, savrulmuyoruz. DEM Parti olarak 27 Şubat çağrısının hayata geçmesi için tüm çabayı olağanüstü koşullarda ortaya koymaya çalışıyoruz."
Abdullah Öcalan, 27 Şubat 2025'te PKK'ya silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısı yapmış, Türkiye'de demokratik siyaset zeminine geçilmesi gerektiğini vurgulamıştı.
Dr. Zeynep Kaya, Suriye'deki son gelişmelerin, "Türkiye'de iktidarın süreçle ilgili müzakerelerde Kürtler karşısında elini güçlendirebileceği" yorumunu yapıyor.
Kaya, buna karşın DEM Parti'nin tavrının da belirleyici olacağı görüşünde:
"DEM Parti açısından Suriye'nin kuzeyindeki rejimin [özerk Kürt yönetiminin] varlığını sürdürmesi gerçekten önemli. Bunun olmaması Türkiye'de de çözüm sürecini riske atabilir. Kürtler için daha fazla çatışma, istikrarsızlık ve güvensizlik ortamında Türkiye'de barış mümkün olmayabili."
Mak Kasapovic'e göre ise Türkiye'de hükümet "geçen yıl boyunca sembolik adımlar atarak süreci canlı tuttu" ancak SDG'nin Suriye'de devlet yapısına entegrasyonu kesinleşene dek "önemli tavizler vermedi".
"Şimdi bu stratejinin işe yaradığı ve barış sürecinde bazı ilerlemeler kaydedilebileceği görülüyor" diyor Kasapovic ve ekliyor:
"Türkiye istediğini elde eder ve SDG dağılırsa, muhtemelen sürecin tamamen Ankara'nın şartlarına göre geliştiğini göreceğiz: Kürtlerin temel talepleri konusunda çok sınırlı tavizler, belki alt düzey PKK üyelerine af ve Erdoğan'ın iktidarını uzatmayı amaçlayan anayasa değişiklikleri üzerine görüşmeler gibi...
Kürtlerin buna tepki gösterebileceklerini de ekleyen Kasapovic, SDG'nin Şam ile yaptığı anlaşmayı uygulayıp uygulamama veya gerilimi artırıp artırmamayla ilgili kararlarının Türkiye'deki gelişmeleri de etkileyebileceği görüşünde.
'Şii Hilali'ndeki zayıflama Türkiye'nin lehine oldu'
Uzmanlar, Suriye'deki son gelişmelerin, Hamas'ın İsrail'de 7 Ekim 2023'te düzenlediği saldırılar sonrası jeopolitik dengelerin sarsıldığı Ortadoğu'ya etkisi açısından önemli olduğuna da dikkat çekiyor.
Hamas'ın saldırıları ve İsrail'in Gazze'de büyük yıkıma yol açan askeri harekatları, İran'ın bölgedeki etkisini büyük ölçüde azaltan bazı gelişmeleri de tetikledi.
İsrail önce Hamas'ın siyasi lideri İsmail Haniye'yi İran'da, sonra Hizbullah'ın lideri Hasan Nasrallah'ı Lübnan'da öldürdü, 8 Aralık 2024'te de İran'ın en büyük müttefiki Suriye'de 61 yıllık Baas rejimi son buldu ve ülkenin devlet başkanı Beşar Esad Rusya'ya kaçtı.
Mak Kasapovic, Türkiye için, "Artık Şam'da bir müttefiki var, sınırındaki korkulan Kürt özerk bölgesi ölümcül bir yara aldı ve tarihi rakibi İran da aynı şekilde zayıfladı" diyor.
Kasapovic, SDG'nin dağılmasının, Türkiye-ABD ilişkilerinde de "önemli bir engeli" ortadan kaldıracağı görüşünde.
Prof. Joshua Landis de Hamas'ın 7 Ekim saldırısı sonrası Ortadoğu'da yaşananları şöyle yorumluyor:
"Şii Hilali yani Lübnan'dan Suriye, Irak ve İran'a uzanan, İran'a bölgede büyük güç veren Şii üstünlüğü fikri artık tuzla buz oldu."
'Suriye'de direksiyonun başında artık Türkiye var'
Prof. Landis'e göre Suriye'de yeni dönemde "direksiyonun başında artık Türkiye var".
"Bu da Türkiye'ye büyük bir etki sağlıyor. Bir süreliğine Suudi Arabistan ve Türkiye'nin Suriye'de büyük rakipler olacağı düşünülüyordu, olacaklar da" diyen Landis, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Ancak [Suudi Arabistan Veliaht Prensi] Muhammed bin Selman ve Erdoğan birçok noktada birleşiyor. Bu yüzden şimdilik Suriye'de işbirliği yapıyorlar.
"Ve bu, Suriye için iyi bir şey. Çünkü ekonomilerini geliştirmelerine, yabancı yatırım almalarına ve destek bulmalarına yardımcı olacak."
'Türkiye ve İsrail arasında büyük bir gerilim yaşanabilir'
Buna karşın uzmanlar Suriye'deki gelişmeleri yakından izleyen İsrail ile Türkiye arasında gerginliğin daha da artacağı uyarısında da bulunuyor.
İsrail'de hükümet komisyonununun Ocak 2025'te yaptığı bir değerlendirmede, Türkiye'nin Suriye'deki artan nüfuzunun tehdit oluşturabileceği sonucuna vardığı bildirilmişti.
Komisyon, bunun İsrail için zamanla "İran tehdidinden bile daha tehlikeli bir duruma" yol açabileceği uyarısında bulunmuştu.
Prof. Landis, "Türkiye, hem askeri hem de ekonomik açıdan İran'dan çok daha güçlü ve bu nedenle bu durum İsrail'in gözünde birçok tehlike arz ediyor" diyor.
Kasapovic ise "İsrail'in Türkiye'nin artan gücü hakkındaki korkularını yatıştırması pek olası değil" diye konuşuyor ve ekliyor:
"İki bölgesel rakip arasında büyük bir gerilim yaşanabilir."
Yorumlar
Kalan Karakter: