ABD Başkanı Donald Trump, İran üzerinde düşürülen bir F-15'in ikinci mürettebat üyesinin de kurtarılmasının ardından hızlıca zafer ilan etti. Pazar günü yaptığı açıklamada, İran topraklarında gerçekleştirilen bu dramatik ve başarılı kurtarma operasyonunun "bir kez daha ezici hava hâkimiyeti ve üstünlüğünü kanıtı olduğunu" söyledi.
Ancak gözlemciler, bunun ABD açısından ne anlama geldiğine dair daha karmaşık bir tablo çiziyor.
Görev başarıyla sonuçlanmış olsa da son birkaç gün içinde yaşananlar (iki uçağın düşürülmesi ve en az bir helikopterin ateş altına alınması) İran'ın askeri altyapısına haftalardır süren yoğun ABD ve İsrail saldırılarına ve başkanın Tahran'ın "hiç hava savunma ekipmanı kalmadığı" yönündeki iddialarına rağmen, ABD uçakları ve personeline yönelik tehditlerin sürdüğünü gösteriyor.
BBC'ye konuşan Washington'daki bazı kaynaklar, uçak kayıpları ve pilotları kurtarmak için yürütülen operasyonun karmaşıklığının, Trump'ı Hark Adası'nı ve Basra Körfezi'ndeki noktaları ele geçirmeye ya da İran'ın yerin derinliklerinde saklanan yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumunu kontrol altına almaya yönelik bir kara operasyonundan vazgeçirebileceğini öne sürüyor.
Askeri planlamacılar tarafından hazırlanarak başkana seçenek olarak sunulan bu operasyonlar son derece karmaşık. Ayrıca ABD güçlerini, omuzdan atılan ve özellikle alçaktan uçan hava araçlarına karşı etkili olan taşınabilir hava savunma sistemleri (Manpads) gibi, tespit edilmesi zor İran kabiliyetlerine maruz bırakma riski taşıyor.
Öte yandan, ABD askerlerinin çekişmeli bir ortamda sahaya girip İranlıların gözleri önünde ileri bir hava üssü ve yakıt ikmal noktası kurabilmesi, ardından iki arızalı uçağı imha edip yerlerine yenilerini gönderene kadar saatler boyunca bu noktayı kontrol altında tutabilmesi, Trump'ı cesaretlendirebilir.
Bu durum, ABD yönetimini İran'daki hedeflere yönelik bir hava indirme ya da amfibi operasyonun başarı şansının yüksek olduğuna ikna edebilir.
Bu mesaj, çatışma devam ederken İran semalarında görev yapan ABD askerleri ile olası bir konuşlanma için hazırlanan personel tarafından açık ve net şekilde alınacaktır.
Trump, bundan sonrası için nasıl bir yol izleneceği konusunda da çelişkili mesajlar verdi. Pazar günü yaptığı telefon görüşmelerinde gazetecilere, İran'la bir "anlaşmanın" çok yakında olabileceğine inandığını söyledi.
Eğer bu gerçekleşmezse, Truth Social'da defalarca belirttiği gibi, İran'ın enerji santralleri ve köprülerini hedef almaya başlayacakları kendi koyduğu sürenin daraldığını vurguladı.
Pazar günü İran yönetimine yönelik küfürlü bir mesajında, Hürmüz Boğazı açılmazsa "cehennemi yaşayacaklarını" yazdı.
Fox News'e verdiği kısa bir telefon röportajında ise detay vermeden İran'ın petrolünü "ele geçirebileceğini" de ima etti.
İran'ın altyapısı ve enerji hedeflerine yönelik genişletilmiş saldırılar, gerilimin tırmanması anlamına gelir. İnsan hakları örgütleri, bunun siviller üzerindeki etkisi ve olası savaş suçları riskine dikkat çekiyor.
Başkanı eleştirenler ise bu durumu, ABD'nin küresel petrol ve diğer emtialar için hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisini sağlayamamasının yarattığı bir hayal kırıklığı olarak yorumlayabilir.
Şu ana kadar başkanın destekçileri, yönetimin mürettebatı kurtarma çabası etrafında kenetlendi.
Trump için bu kurtarma operasyonu, hem kamuoyu hem de ABD ordusu içindeki çevreler açısından bir "başarı" olarak görülüyor.
Operasyon, yönetimin, hiçbir ABD askerinin geride bırakılmayacağı yönündeki "Asker Yemini" anlayışına bağlı kalmak adına başka Amerikalıları riske atmaya hazır olduğunu da ortaya koydu.
Ancak Trump'a güçlü destek veren MAGA tabanının (MAGA kısaltmasıyla bilinen "Amerika'yı Yeniden Yücelt" siyasi hareketi) bir bölümü de dahil bazı kesimler sonu belirsiz, maliyeti yüksek ve ABD kayıplarına yol açabilecek bir savaş ihtimalinden rahatsızlık duymaya başladı.
Buna karşılık iki pilotun kurtarılması, İran'ın büyük bir propaganda zaferi elde etmesini engelledi.
ABD askerlerinin İran'da esir tutulduğu görüntüler, büyük ihtimalle ABD'de savaşla ilgili ana gündem maddesi haline gelecek ve Trump'ın hızlı ve temiz bir zafer anlatısını gölgeleyecekti.
Trump'ın hafta sonu yaptığı açıklamalar, geçen hafta sarf ettiği bazı sözlerle de çelişiyor. 1 Nisan'da televizyondan yaptığı konuşmada, ABD'nin diğer ülkelerin Boğaz'da faaliyet göstermesi için gerekli koşulları zaten oluşturduğunu söylemiş ve müttefiklerine "Alın, koruyun, kendiniz kullanın" diye seslenmişti.
Trump ayrıca kısa süre önce, bir anlaşma sağlanamasa bile İran'dan "çekilmeye" hazır olduğunu da dile getirmişti.
Ancak şimdi, ülkenin temel altyapısına yönelik yıkıcı saldırı tehditlerini artırarak Tahran yönetimini müzakere masasına çekmeyi umarak yön değiştirmiş görünüyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: