Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. kurultayı, istinaf mahkemesi tarafından iptal edildi. Ülkenin en büyük iki partisinden biri hakkında verilen bu karar, doğal olarak özellikle muhalif seçmen tarafından siyasi bir karar olarak algılandı.
Peki bu karar gerçekten siyasi bir karar mı? CHP’nin kurultayının iptal edilmesi ve yönetimin Kemal Kılıçdaroğlu’na devredilmesi gerçekten iktidarın işine mi yarar? Recep Tayyip Erdoğan için Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel’e göre daha kolay yenilecek bir rakip mi? CHP, şu hâliyle Kemal Kılıçdaroğlu dönemine göre daha mı güçlü?
İşte bu soruların cevabı, mutlak butlan kararının siyasi olup olmadığının da ispatı olacak.
“CHP şu anda Kemal Kılıçdaroğlu döneminden daha mı güçlü?” sorusunun cevabı aslında çok net bir şekilde ortada: Havlusu belinde, rüşveti elinde dolaşan, mahkeme köşelerinde birbirlerini ispiyonlamak için sıra bekleyen, Altı Ok’a itirafçılık ve etkin pişmanlık gibi iki yeni ok daha ekleyen bu yönetimin, eski yönetimden güçlü olduğunu iddia etmek abesle iştigal olur.
CHP’nin büyükşehir belediye başkanlıklarını Kemal Bey döneminde kazandığını ve bugün AK Parti ile oy bakımından kafa kafaya gelmesinin altyapısının da yine o dönemde hazırlandığını unutmamak lazım.
Ayrıca daha makam arabasının modifiyesinin hesabını bile veremeyen, partili belediye başkanlarının eşleriyle saygısız mesajlaşmaları ortaya çıkan Özgür Özel’in, olası bir seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yenmek bir yana, seçimin sonuna kadar bile nefesinin yetmeyeceği de aşikâr.
Ayrıca hiçbir iktidar, en büyük rakibi hakkında mahkeme tarafından böyle bir karar verilmesini istemez. Çünkü bu kararlar, her ne kadar somut delillere dayanıyor olsa bile, toplumun muhalif kesimi ve kararsız seçmen tarafından siyasi olarak algılanır ve mağdur olarak görülen taraf etrafında bir konsolidasyon oluşur. Özellikle de AK Parti iktidarı gibi güçlü bir iktidarın olduğu bir ülkede alınan böyle kararlar her zaman siyasi olarak yorumlanır.
Ben inanıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanı, her ne kadar hukukun işletilmesini istese de gönlünden bu kararın çıkmamasını dilemiştir. Çünkü bu kararın faturası; muhalif seçmenin tamamı ve kararsızların çoğunluğu tarafından, iktidar ve devleti yöneten pozisyonda olması nedeniyle Cumhur İttifakı’na kesilecektir.
Neresinden bakarsanız bakın, mahkemenin kararı hükümetin işine yarayan değil, hükümeti zora sokan bir karardır. Ancak mahkemelerimiz, aldıkları kararlarda siyasi kurumların değil; adalet mekanizmasının doğru işlemesine ve adaletin tecelli etmesine odaklanırlar.
Bu süreç daha çok şeye gebe... Bekleyip göreceğiz.
Engin Altunoğlu
Yorumlar 1
Kalan Karakter: