Türkiye’de siyaset artık yalnızca kürsülerden okunmuyor. Bazen bir mesajlaşma uygulamasında yazılan birkaç cümle, aylarca sürecek tartışmaların fitilini ateşleyebiliyor. Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifasıyla başlayan süreç de böyle bir kırılma anı yarattı.
İlk günlerde tartışma tek bir soruya sıkıştı: Küfür edildi mi, edilmedi mi?
Bu soru önemliydi ama tek başına yeterli değildi.
Özarslan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine WhatsApp üzerinden hakaret içeren mesajlar gönderdiğini söyledi ve istifasını bu gerekçeye bağladı. Kamuoyu da doğal olarak kanıt aradı. Ancak mesajların tamamı, doğrulanabilir şekilde kamuoyuyla paylaşılmadı. Medyada yer alan içerikler parçalıydı, aktarım yoluyla gelmişti. Özel ise iddiaları reddetti; özellikle aileye yönelik küfür olmadığını savundu ve mesajların bağlamından koparıldığını söyledi.
Bu noktadan sonra mesele yalnızca bir üslup tartışması olmaktan çıktı. Çünkü ortada giderek büyüyen bir güven boşluğu oluştu. Eğer gerçekten ağır ve sınır aşan ifadeler varsa, bunların açıkça ortaya konmaması soru işaretlerini artırıyor. Tersi durumda ise istifanın gerekçesi zayıflıyor. Her iki ihtimal de taraflar açısından ciddi siyasi maliyetler barındırıyor.
Ancak asıl dikkat çekici olan, bu krizin perde arkasında konuşulanlar. CHP kulislerinde dile getirilen iddialar, Mesut Özarslan dosyasının yalnızca Keçiören’le sınırlı olmadığına işaret ediyor. Belediye yönetimine ilişkin suç duyuruları, parti disiplinine dair rahatsızlıklar ve rakip siyasi aktörlerle yürütüldüğü öne sürülen temaslar… Tüm bunlar, yaşanan sertliğin kişisel bir patlamadan ibaret olmadığını düşündürüyor.
İşte tam bu noktada devreye Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş giriyor. Çünkü Keçiören, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin idari ve mali yapısından tamamen kopuk bir alan değil. Yaşananlar, ister istemez şu soruyu gündeme taşıyor: Bu kriz, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne uzanabilecek daha geniş bir incelemenin başlangıcı olabilir mi?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği hâlâ hafızalarda taze. İBB üzerinden yürütülen tartışmalar ve soruşturmalar, yerel yönetimlerin yalnızca hizmetleriyle değil, mali yapılarıyla da siyasal mücadelenin merkezine oturabileceğini gösterdi. Ankara için benzer bir sürecin yaşanıp yaşanmayacağı şu an belirsiz. Ancak Keçiören’deki bu dosyanın büyümesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni de istemeden tartışmanın içine çekebilir.
Bu durum Mansur Yavaş açısından ciddi bir risk alanı oluşturur. Yavaş, bugüne kadar “temiz yönetim” algısını en güçlü şekilde koruyan isimlerden biri oldu. Keçiören krizi derinleşir ve Ankara genelini kapsayan bir yolsuzluk incelemesi gündeme gelirse, bu tablo yalnızca bir ilçe belediye başkanını değil, Ankara’daki tüm siyasi dengeyi etkiler.
CHP cephesinde ise tablo daha karmaşık. Özgür Özel açısından bakıldığında bu kriz iki ucu keskin bir bıçak. Bir yandan parti disiplini ve merkezi otoriteyi koruma refleksi, liderlik açısından bir güç gösterisi olarak okunabilir. “Parti içinde kontrol var” mesajı, Özel’in elini güçlendirebilir. Öte yandan, kamuoyuna yansıyan sert dil iddiaları ve belirsizlikler, Özel’in kapsayıcı ve birleştirici lider imajına zarar verme potansiyeli taşıyor.
Özellikle yerel yönetimler üzerinden yürüyen tartışmaların büyümesi, CHP’nin önümüzdeki dönemde savunma pozisyonuna itilmesine neden olabilir. Bu da Özel’in siyasi gündemi belirleyen değil, gündeme cevap veren bir pozisyona sıkışma riskini beraberinde getirir.
Bütün bu tabloya bakıldığında Keçiören’de yaşananların basit bir istifa ya da kişisel kırgınlık olarak okunması mümkün değil. Burada iç içe geçmiş üç katman var: kişisel üslup tartışması, parti içi güç ve güven meselesi ve yerel yönetimler üzerinden şekillenen daha geniş bir siyasi hesaplaşma.
Henüz yetkili kurumlarca sonuçlanmış bir yargı süreci yok. Ortada kesinleşmiş belgeler de yok. Ama tartışmanın büyüklüğü, bize siyasetin bazen somut kararlardan çok, belirsizlikler üzerinden şekillendiğini gösteriyor.
Sonuçta dönüp dolaşıp aynı soruya geliyoruz: Asıl mesele gerçekten küfür mü, yoksa siyasetin iç yüzünde çok daha derin bir hesaplaşmanın dışa vurumu mu? Keçiören’de başlayan bu kriz, cevabı zamanla ortaya çıkacak ama etkileri bugünden hissedilen bir sürecin habercisi olacak gibi görünüyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: