Eskiden kiraz çocukların kulaklarına küpe olurdu.
Bu kadar kolaydı her eve girmesi… Dalından koparılan iki kiraz, hem oyun olurdu hem de bayram şekeri niyetine ağızda dolaşırdı. O kırmızı parıltının değeri, bugünkü gibi etiketlerle değil; masumiyetle, neşeyle ölçülürdü.
Şimdi bakıyorum da, çocukların kulaklarında sallanan kiraz küpeleri birer hatıraya dönüşmüş. Kiraz artık pazarda, manavda altınla yarışır olmuş. Herkesin elinin uzanabildiği bir meyve, bugün yalnızca bazı sofralarda misafir. Çocukların oyuncağı olan bir meyve, şimdilerde vitrinlerde alıcı bekleyen bir lüks.
Oysa kiraz, bereketin ve yazın müjdesiydi. Hatırlıyorum; büyükler, “Kiraz bol oldu mu yaz güzel geçer” derdi. Şimdi ise kirazın fiyatı dudak uçuklatıyor. İnsan düşünmeden edemiyor: Ne değişti? Toprak mı cimrileşti, yoksa hayat mı pahalılaştı?
Belki de mesele sadece kirazda değil… Bugün domates, yarın ekmek, öbür gün su… Her şey, olması gerektiği gibi basit bir ihtiyaç olmaktan çıkıp, ulaşılması zor bir imtihan haline geliyor. Çocukların oyunundan bile ekonomi payını alıyor.
Kiraz küpesi takamayan çocukların bakışında, aslında memleketin hikâyesi saklı. Çocuklar oyundan, büyükler sofradan mahrum kalıyor. Çünkü hayat, en basit ihtiyaçların bile fiyatına hapsolmuş durumda.
Bir kiraz tanesinin fiyatında; sadece tarla masrafı, işçi yevmiyesi ya da nakliye yok artık. Bir kiraz tanesinin üzerinde; yıllardır biriken adaletsizliğin, yanlış politikaların ve bitmeyen tüketim düzeninin yükü var.
Ne diyelim… Kirazın yeniden küpe olacağı, oyuncağın ve sofranın bir kez daha halkın hakkı olacağı günler dileğiyle. Çünkü bazen bir meyve, sadece bir meyve değildir; bazen bir kiraz, toplumun aynasıdır.
"Geçmişte oyuncağımız olan şeyler, bugün lüks sayılıyorsa; asıl kaybettiğimiz meyve değil, adalettir."
Samim İğde
Yorumlar
Kalan Karakter: