Sıvasız evlerden biri… İçinde nice hayatların, acıların, sevinçlerin ve kaderlerin saklı olduğu bir ev. Şimdi bu ev, beyaz perdede seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor. “Kurban” isimli film, sıradan görünen bir mekânın aslında nasıl derin bir insan hikâyesine ev sahipliği yaptığını bizlere hatırlatıyor. Geri sayım başladı; sinemaseverler için merakla beklenen günler artık çok yakın…
Bu film, Anadolu’nun taşına, toprağına, insanına sinmiş olan hakikati yansıtıyor. Yönetmen İsmail Güneş’in sinema anlayışında olduğu gibi, söz yine sade ama güçlü; görüntü yine yalın ama derin… “Sıvasız Evlerden Biri: Kurban”, bir filmden öte, içimize işleyen bir tanıklık olacak gibi görünüyor.
Özellikle filmin senaryosu, bugüne kadar çok az dokunulmuş bir yarayı, bir mektuptan yola çıkarak sahici bir duyarlılıkla ele alıyor: şehit ailelerinin yaşam mücadelesini. Yalnızca kaybın acısını değil, aynı zamanda geride kalanların hayallerini, umutlarını, hayata yeniden tutunma çabasını perdeye taşıyor. Çünkü her şehit haberiyle yürekler dağlanırken, o evlerde sessizce devam eden bir başka mücadele vardır. O mücadele, bazen yoklukla, bazen yalnızlıkla, bazen de geleceğe tutunma arzusuyla sürer.
“Kurban”, işte tam da bu sessiz çığlığın sesi olmayı deniyor. İzleyiciyi gözyaşına boğmadan ama derinden sarsarak… Ajitasyona kaçmadan ama vicdana dokunarak… Ve belki de en önemlisi, şehit ailelerini beyaz perdeye taşıyarak…
Sanatın en büyük sorumluluğu, toplumun belleğini diri tutmak ve unuttuklarını hatırlatmaktır. “Sıvasız Evlerden Biri: Kurban” da bu yönüyle bir hatırlatma filmidir. Seyirciyi yalnızca bir hikâyeye değil, aynı zamanda bir vefa duygusuna davet ediyor. Her sahnesiyle, her diyaloguyla şu soruyu fısıldıyor: “Unutmazsak, sahip çıkarsak, belki yarım kalan umutlar yeniden filizlenir…”
Beyaz perdeye yansıyan bu hikâye, şehitlerimizin aziz hatırasına, ailelerinin sessiz direnişine ve milletimizin vicdanına emanet ediliyor. Sinemanın gücü de burada saklı değil midir zaten? Hatırlatmak, unutturmamak ve vicdanla yüzleştirmek…
Filmin hiçbir karesinde müstehcen bir sahne, silah sesi, illegal sözlem veya görüntü olmaması, senaristlere, yapımcılara ve yönetmenlere adeta ders niteliğinde… Toplumun değer yargılarını dejenere eden her şeyin üzerini erdemle ve ahlakla örten İsmail Güneş’e özel bir teşekkür borçluyuz.
Ayrıca, film müzikleri ve sahne ezgilerine anonim bir söz yazarlığı katkısıyla dokunma fırsatını bana tanıyan İsmail Güneş’e gönülden teşekkür ediyorum. Onun incelikle ördüğü bu atmosferde, küçük bir ezginin bile sahnelerin duygusal ritmine can verdiğini bilmek büyük bir onur… Her notada, her sessiz sahnede izleyicide yankı bulan bir hikâyenin parçası olmak, sanatın büyüsünü bir kez daha hissettirdi.
"Bir millet, şehitlerine gösterdiği hürmet kadar büyüktür."
Ve yönetmen İsmail Güneş’in içten savunuşuyla:
"Filmlerimin başrolü her zaman 'vicdan ve adalet' oldu. İnsanların karanlık ya da aydınlık yüreklerine yolculuk yapma misyonuyla hareket ediyorum."
O halde sözün özü şudur: Bu filmi mutlaka izleyin. Çünkü “Sıvasız Evlerden Biri: Kurban”, yalnızca bir film değil; bir vicdan çağrısıdır. Her sahnede, her ezgide ve her bakışta hatırlayacağınız bir deneyimdir.
Samim İğde
Yorumlar
Kalan Karakter: