Bugün İran semalarında düşen bir Amerikan savaş uçağına dair haberler, ilk bakışta sıradan bir “sıcak çatışma detayı” gibi okunabilir. Oysa bu tür anlar, savaşların yönünü değilse bile ruhunu değiştiren kırılma noktalarıdır. Çünkü bazen tek bir görüntü – paraşütle yere süzülen bir pilot – aylarca kurulan bütün stratejik cümleleri sessizce dağıtır.
ABD’nin uçağın düştüğünü doğrulaması, savaşın artık teorik değil, çıplak ve riskli bir düzleme taşındığını gösteriyor. Haritalar üzerinde çizilen operasyonlar ile gerçek savaş arasındaki fark tam da burada ortaya çıkar: Kağıt üzerindeki üstünlük, sahadaki kırılganlığı gizleyemez.
İran cephesinden bakıldığında bu olay, haftalardır verilmek istenen mesajın ete kemiğe bürünmüş hali. “Biz hâlâ buradayız ve hâlâ vurabiliyoruz.” Bu yalnızca askeri bir iddia değil, aynı zamanda psikolojik bir eşik. Çünkü savaşın kaderini çoğu zaman silahlar değil, algılar belirler.
ABD açısından mesele daha karmaşık. Bu tür kayıplar, askeri dengeden çok kamuoyu dengesi yaratır. “Kontrollü tırmanma” söylemi, böyle anlarda çatırdamaya başlar. Çünkü artık soru şudur: Bu savaş gerçekten kontrol ediliyor mu, yoksa kontrol ediliyormuş gibi mi anlatılıyor?
Öte yandan sosyal medyada dolaşan “kurtarma helikopteri de vuruldu” iddiası, bize savaşın başka bir yüzünü hatırlatıyor: Bilgi kirliliği. Savaş zamanında en hızlı yayılan şey füze değil, söylentidir. Henüz teyit edilmemiş her bilgi, aslında savaşın bir parçasıdır; çünkü algıyı şekillendirir.
Ama asıl mesele ne uçak ne de helikopter…
Asıl mesele şu: Bu savaş artık sadece ABD,İsrail ile İran arasında değil. Enerji hatlarından deniz yollarına, petrol fiyatlarından gıda zincirine kadar uzanan bir dalga etkisi yaratıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki her gerilim, İstanbul’daki pompaya, Asya’daki tarlaya dokunuyor.
Bugün düşen uçak, yarının ekonomik sarsıntısının habercisi olabilir.
Ve belki de en tehlikelisi şu: Taraflar birbirini yanlış okuyor. İran bunu bir caydırıcılık göstergesi olarak görürken, ABD bunu daha sert bir karşılık için gerekçe sayabilir. İsrail ise bu tabloyu baskıyı artırmak için fırsat olarak okuyabilir.
Tarih bize şunu söylüyor: Savaşlar çoğu zaman planlandığı gibi büyümez, ama çoğu zaman kontrol edilemeyecek şekilde genişler.
Bugün gökyüzünden düşen bir uçak var.
Yarın düşecek olan şey ise belki de diplomasinin son kırıntısı olacak.
— H. Can Yıldırım
Yorumlar
Kalan Karakter: