Ortadoğu denince aklımıza sadece kumlar, petroller ve savaşlar gelmesin. Burası aslında dünyanın en eski ve en karmaşık oyunlarının oynandığı bir satranç tahtası. Tarih boyunca imparatorluklar burada yükselip alçaldı, ittifaklar kurulup bozuldu. Şimdi de ABD, İsrail ve İran arasında giderek tırmanan o gerilim, işte bu kadim tahtada oynanan yeni ve çok kritik bir oyun.
Ama dikkatli olalım. Bu sadece üç ülkenin birbirine silah çekmesi meselesi değil. Çok daha derin bir şey bu. Enerji hatlarından küresel ekonominin nabzına, dünya ticaretinin geçtiği yollardan ülkelerin yeni ittifak arayışlarına kadar her şeyi etkileyecek bir domino taşı bu. Tek bir kıvılcım, zincirleme reaksiyon başlatabilir.
Zaten piyasalar bu gerilimi fiyatlamaya başladı bile. Petrol fiyatları yukarı fırladı, Brent petrol 15 ayın zirvesini gördü. Herkesin gözü Hürmüz Boğazı'nda. Düşünsenize, dünyadaki her 5 varil petrolden biri o daracık boğazdan geçiyor. Orada bir taş oynasa, tüm dünyada enerji fiyatları allak bullak olur. Uzmanlar diyor ki, iş ciddiye binerse petrol 100 doların üstünü görebilir. Ama bence asıl korkutucu olan fiyat artışı değil, bu krizin bize küresel enerji sisteminin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha acı bir şekilde hatırlatması.
Enerji fiyatları artınca, bunun etkisi market alışverişimize kadar iner. Petrol buzdolabında duran bir şey değil belki ama onun fiyatı artınca kamyonlar çalışmaz, fabrikalar durur, tarladan sofraya gelen her şeyin fiyatı artar. Daha dün gibi hatırlıyoruz, Rusya-Ukrayna savaşı yüzünden enerji faturalarımız nasıl kabarmıştı, birçok şeyin fiyatı nasıl uçmuştu. Ortadoğu'da çıkacak bir savaş, o yaralar henüz taze iken gelir, hem enflasyonu hem de işsizliği aynı anda patlatır. Özellikle enerjide dışa bağımlı ülkeler için bu tam bir kabus senaryosu.
Bu gerilimin perde arkasında bir de sessiz bir dev var: Çin. İran'ın petrolünün büyük kısmı Çin'e gidiyor. İki ülke arasında devasa enerji anlaşmaları imzalandı. Yani İran'a yapılacak herhangi bir müdahale, doğrudan Çin'in enerji güvenliğine yapılmış bir müdahale anlamına geliyor. Bu da işin içine bir de ABD-Çin rekabetini katıyor. Olası bir büyük savaş, dünyayı iki kutuplu bir yeni Soğuk Savaş'a sürükleyebilir. Bir tarafta ABD ve müttefikleri, diğer tarafta Çin ve Rusya'nın desteklediği bir blok. Ortadoğu'da yanacak ateşin dumanı, tüm dünyayı kaplayabilir.
Peki bölge ülkeleri ne olacak? Lübnan'daki Hizbullah, Yemen'deki Husiler, Irak'taki milis gruplar... Onlar da bu yangının içine çekilebilir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi petrol zengini Körfez ülkeleri, devasa petrol rafinerileriyle hedef tahtasına oturabilir. Kızıldeniz'deki ticaret yolları tehlikeye girebilir. Yani bu ateş sadece İran, İsrail ve ABD'yi yakmaz; tüm bölgeyi kavurur.
En korkunç senaryo ise işin nükleere sıçraması. Uzmanlar bunun ihtimali düşük diyor ama yine de masadan kaldırmıyor. Öyle bir durumda enerji tesisleri yerle bir olur, petrol fiyatları tavan yapar, dünya finans sistemi çökme noktasına gelir. O zaman 20. yüzyılda kurulan tüm enerji düzenini sil baştan kurmak zorunda kalırız.
Son söz: ABD-İsrail-İran hattındaki bu gerilimi basit bir askerî kriz sanmayalım. Bu, enerji savaşlarının, büyük güçlerin rekabetinin ve küresel ekonominin iç içe geçtiği yeni bir dünya düzeninin doğum sancıları olabilir. Ortadoğu'da atılacak her adım, sadece oradaki dengeleri değil, 21. yüzyılın siyasi haritasını ve hepimizin cebini belirleyecek güçte. Tarih kitapları, belki de bugünleri yeni bir çağın başlangıcı olarak yazacak.
Yorumlar
Kalan Karakter: