Rusya-Ukrayna savaşı başladığından beri en çok sorulan sorulardan biri şu:
"Rusya bu kadar güçlü bir ülkeyse neden Ukrayna'ya karşı üstünlük sağlayamıyor ve savaş yıllardır devam ediyor?"
İlk bakışta bu soru oldukça mantıklı görünüyor. Sonuçta Rusya dünyanın en büyük askeri güçlerinden biri. Devasa bir füze envanteri, güçlü hava kuvvetleri, geniş bir savunma sanayisi ve nükleer caydırıcılığı var. Ancak modern savaşlar artık yalnızca kimin daha fazla silaha sahip olduğu üzerinden kazanılmıyor.
Bugün cephede olduğu kadar masada, ekonomide ve diplomaside de savaş veriliyor.
Elbette Rusya, sahip olduğu ateş gücüyle Ukrayna'da çok daha büyük yıkımlar oluşturabilecek kapasiteye sahip. Fakat askeri kapasite ile siyasi tercih aynı şey değildir. Bir şehri yerle bir etmek mümkündür; asıl mesele, bunun savaşın sonunda ne kazandıracağıdır. Çünkü geride sadece yıkılmış şehirler değil, ağır ekonomik yük, uluslararası baskı ve yıllarca sürecek siyasi sonuçlar da kalır.
Savaşın ilk günlerinde birçok kişi Kiev'in birkaç hafta içinde düşeceğini düşünüyordu. Ancak Ukrayna'nın beklenenden güçlü direnişi ve Batı'nın sağladığı askeri, ekonomik ve istihbari destek dengeleri değiştirdi. O noktadan sonra savaş da farklı bir evreye geçti.
Bugün Rusya'nın önceliği yalnızca toprak kazanmak değil; kontrol ettiği bölgeleri korumak, Ukrayna'nın NATO'ya katılmasını fiilen engellemek ve Batı'nın uzun vadede desteğinin zayıflayacağını hesaplayarak zamanı kendi lehine kullanmak olabilir.
İşte tam da bu nedenle savaşın uzaması, ilk bakışta dezavantaj gibi görünse de Rusya açısından belirli stratejik hesapların parçası olarak değerlendiriliyor. Çünkü uzun süren savaşlar yalnızca cephede değil, ekonomilerde ve toplumlarda da yıpranmaya neden olur. Rusya'nın beklentisi, zaman ilerledikçe Batılı ülkelerde siyasi iradenin ve kamuoyu desteğinin azalması olabilir.
Bu durum elbette Rusya'nın hiçbir bedel ödemediği anlamına gelmiyor. Aksine, savaş Rusya için de büyük ekonomik maliyetler, ağır yaptırımlar ve ciddi askeri kayıplar doğurdu. Ancak Moskova yönetimi, kısa sürede sonuç alamadığı bu çatışmayı uzun vadeli bir yıpratma savaşına dönüştürmüş görünüyor.
Sonuç olarak, "Rusya isterse Ukrayna'yı bir haftada yok ederdi." ya da "Rusya gücünü hiç kullanmadı." gibi ifadeler gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Devletler savaşlarda sadece sahip oldukları güce göre değil, elde etmek istedikleri siyasi sonuca göre hareket ederler.
Rusya-Ukrayna savaşı da bunun en güncel örneklerinden biri. Bugün yaşananlar, sadece iki ordunun çatışması değil; sabrın, ekonominin, diplomasinin ve stratejinin de savaşı. Belki de bu yüzden asıl belirleyici soru artık "Kim daha güçlü?" değil, "Kim daha uzun süre dayanabilecek?" sorusu.
Yorumlar
Kalan Karakter: