Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın Kudüs’e yaptığı son ziyaret, yalnızca iki ülke arasında çay servisinden ibaret bir diplomatik temas değil. Bu, Balkanlar’ın küçük ama tarihsel hafızası derin bir devletinin, küresel jeopolitik acı alanına cesur, kimi için provokatif, kimi için pragmatik bir adım atmasıdır.
Ziyaretin resmi gerekçesi “Uluslararası Antisemitizmle Mücadele Konferansı’na katılım ve Knesset’te konuşma” olarak açıklandı. Rama, konuşmasında Arnavutluk’un İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudileri koruyan nadir Avrupa ülkelerinden biri olduğunu hatırlatarak bu mirası güncel diplomatik mesajlara dönüştürdü.
Ancak bu ziyaret yalnızca “güvenlik ve işbirliği”yle açıklanamaz. Netanyahu ile yapılan görüşmelerde savunma sanayi, ticaret ve turizm alanlarında yeni adımların konuşulduğu da bildirildi. Arnavutluk böylece küresel meselelerde söz sahibi olma arzusunu açıkça ortaya koydu.
TÜRKİYE BOYUTU: ANKARA’NIN GÖLGESİNDE BİR HAMLE
Edi Rama’nın Netanyahu’yla tokalaşması, Balkanlar’ın küçük bir başkentinden yükselen bir fotoğraf karesinin Ankara’da ve İstanbul’da nasıl yankılanacağıyla ilgilidir.
Çünkü Arnavutluk, Türkiye için sıradan bir Balkan ülkesi değildir. Osmanlı mirasının hâlâ canlı olduğu, kültürel bağların sürdüğü, ekonomik ilişkilerin büyüdüğü özel bir coğrafyadır. Türkiye Arnavutluk’u “dost ve kardeş” olarak tanımlar. Ancak Balkan diplomasisinin gerçeği şudur: kardeşlik söylemi romantiktir, dış politika ise soğuk bir hesap.
Türkiye ile İsrail arasında Gazze savaşı sonrası yeniden yükselen gerilim ortamında Rama’nın Netanyahu’ya kürsüden söylediği sözler Türkiye’de yalnızca nezaket olarak değil, taraf seçme iması gibi okunabilir.
Türkiye kamuoyunda İsrail meselesi artık sadece dış politika değil, güçlü bir toplumsal duyarlılık alanıdır. Bu nedenle Rama’nın “dostluk” ve “ortak güvenlik” dili, özellikle Filistin yanlısı çevrelerde sert eleştiriler doğurabilir.
BALKANLAR’DA YENİ DENGE: ANKARA MI, TEL AVİV Mİ?
Balkanlar artık sadece Avrupa’nın arka bahçesi değil; Türkiye, Rusya, Çin, ABD ve İsrail’in nüfuz yarışına sahne olan stratejik bir alan. Arnavutluk gibi küçük ülkeler bu yarışta pozisyon alıyor.
Rama’nın İsrail ziyareti şu mesajı taşıyor olabilir: “Biz yalnızca Türkiye’nin kültürel dostu değiliz, Batı’nın stratejik ortağıyız.”
SONUÇ: BU ZİYARET TÜRKİYE’DE SESSİZ KALMAYACAK
Bugün Ankara’dan sert bir tepki gelmese bile bu ziyaretin Türkiye’de üç düzeyde etkisi olacaktır:
1. Kamuoyunda Filistin hassasiyeti nedeniyle eleştiri,
2. Diplomatik düzeyde dikkatle izlenen bir kırılma,
3. Balkanlar’da Türkiye’nin nüfuz alanına dair yeni sorular.
Rama belki Kudüs’te bir konuşma yaptı… Ama o konuşmanın yankısı yalnız Knesset salonunda kalmayacak. Çünkü dış politika bazen bir tokalaşmadan ibaret değildir. Bazen bir tokalaşma, başka bir başkentte soğuk bir rüzgâr estirir.
Yorumlar
Kalan Karakter: