SAHA EXPO 2026’yı birkaç gündür sadece Türkiye’de değil, dünya basınında da dikkatle takip ediyorum. Açık söylemek gerekirse uzun zamandır bir savunma sanayi fuarının bu kadar geniş yankı uyandırdığına pek şahit olmamıştım. Özellikle de “YILDIRIMHAN” ismi açıklandıktan sonra oluşan atmosfer gerçekten dikkat çekiciydi.
Birçok kişi için bu sadece yeni bir füze tanıtımı olabilir. Ama ben dünya medyasındaki haberleri, yorumları ve analizleri okudukça meselenin çok daha büyük olduğunu düşündüm. Çünkü artık konuşulan şey yalnızca bir savunma sistemi değil; Türkiye’nin geldiği nokta.
İsrail basınında yapılan yorumlara baktım. Oldukça temkinli ama bir o kadar da dikkatli bir dil kullanılıyor. Özellikle hipersonik hız kapasitesi ve uzun menzil kısmı üzerinde ciddi şekilde durmuşlar. Bazı güvenlik uzmanları Türkiye’nin savunma teknolojilerinde son yıllarda yakaladığı ivmenin artık görmezden gelinemeyeceğini söylüyor. Açıkçası satır aralarında hissedilen şey biraz şaşkınlık, biraz da “Türkiye bu seviyeye nasıl geldi?” sorusu gibi duruyor.
Yunanistan tarafında ise konu çok daha yoğun işlenmiş durumda. Televizyon programlarından savunma sitelerine kadar birçok yerde YILDIRIMHAN konuşuluyor. Özellikle 6 bin kilometre menzil meselesi sürekli vurgulanıyor. Bazı yorumcular bunu sadece teknik bir gelişme olarak değil, bölgede güç dengelerini değiştirebilecek stratejik bir adım olarak değerlendiriyor. Açık konuşayım, yıllardır Türkiye’nin savunma sanayiindeki gelişmelerini küçümseyen bazı çevrelerin bugün bu kadar yakından takip ediyor olması bile aslında birçok şeyi anlatıyor.
Avrupa medyasındaki hava biraz daha farklı. Onlar daha çok Türkiye’nin savunma sanayiinde nasıl bu kadar hızlı ilerlediğine odaklanmış durumda. Özellikle son 10 yılda yaşanan dönüşüm dikkat çekiyor. Bir dönem dışa bağımlılık üzerinden eleştirilen Türkiye’nin bugün kendi savaş gemisini, İHA’sını, hava savunma sistemini ve şimdi de kıtalararası balistik füzesini konuşuyor olması gerçekten önemli.
Benim dikkatimi çeken en önemli noktalardan biri de şu oldu:
Dünya artık Türkiye’yi savunma sanayiinde “takip eden ülke” olarak değil, “takip edilen ülke” olarak konuşmaya başlamış durumda.
Bu bence çok kritik bir kırılma.
Çünkü savunma sanayi sadece askeri güç demek değildir. Teknoloji demektir, mühendislik demektir, bağımsızlık demektir. Hatta bazen masada söyleyemediğin şeyi sahada üretebildiğin teknolojiyle söyleyebilirsin. Dünya basınındaki birçok yorumun satır arasında da tam olarak bu hissediliyor.
Tabii ki bugün açıklanan teknik verilerin zaman içinde daha net ortaya çıkması gerekir. Test süreçleri, doğrulamalar, gerçek kapasite… Bunların hepsi önemli. Ama şunu da görmek lazım: Daha tanıtıldığı gün dünya medyasının manşetlerine çıkan bir sistemden bahsediyoruz.
Ve bana kalırsa SAHA EXPO 2026’nın en önemli mesajı şuydu:
Türkiye artık savunma sanayiinde sadece kendi bölgesine değil, dünyaya da mesaj veren bir ülke haline geliyor.
Önümüzdeki süreçte bu başlık daha çok konuşulacak gibi görünüyor.
Hasan Can Yıldırım
haberlerturkiye.com.tr
Yorumlar
Kalan Karakter: