BİYOLOJİK TERÖR KURBANIYIZ
TV’lere çıkıp, mantıksız “komplo teorileri” yayan bir grup gereksiz insan var. Bir belge ya da kanıt göstermeksizin sürekli bir şeyler üflüyorlar. Gizem seven bir kitle de bunların peşine takılıyor. Bu komplo üfürenlerden biri, o kadar abarttı ki sonunda cumhurbaşkanlığına adaylığını koymaya karar verdi ama Allahtan işi daha ileri götüremedi.
Fakat madalyonun diğer yüzü de var. Her şeye “Komplo teorisidir” ya da “Dış güçler mi, geç ya” diyen geniş bir kitle de var. Yalnızca bilime inandığını söyleyen ama bazı olasılıkları hiç mümkün görmeyen bir kitle…
Bu işin ortasını bulmak lazım. Ne ifrat, ne tefrit…
Gelelim konumuz olan Biyolojik teröre… Hatırlar mısınız, bazı Rus yetkililer, savaşın başında Ukrayna’da ABD’ye ait laboratuvarlar ele geçirdiklerini ve bu laboratuvarlarda biyolojik silah üretildiğini söylemişti. Bu söylem kimilerince Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini meşrulaştırmak için uydurduğu bir propagandadan ibaretti. Fakat bunun böyle olmadığı, Rusya’nın iddialarının doğru olduğu ispatlandı.
Gizliliği kaldırılan bazı CIA belgeleri, ABD eski Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard tarafından kamuoyuna sunuldu. Bu belgelere göre ABD’nin otuz ülkede 120 laboratuvarı var. Sırf Ukrayna’da 40 adet laboratuvarı fonluyor.
Peki ne yapılıyor bu laboratuvarlarda? Şarbon, veba, tüberkiloz, Ebola, Sars, Mers, Kuş gribi, domuz gribi gibi tehlikeli patojenler üzerinde çalışılıyor. Nasıl çalışmalar? “Gain of function” yani bu hastalık virüslerini daha tehlikeli hale getirecek “kazançlı işlev” araştırmaları.
Gabbard, bu laboratuvarların varlığı ve finansmanına dair kanıtların, Biden yönetimi yetkilileri ve pandemi döneminde ABD’nin sağlığından sorumlu kişi olan Fauci tarafından bile bile halktan saklandığını ve aksini söyleyenlerin “yabancılara çalışan ajan” suçlamalarıyla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
Gabbard’ın bu gerçeği faş etmesinin nedeni yılmaz bir hakikat savunucusu olmasından kaynaklanmıyor. Çekiştikleri Demokratların ne haltlar yediğini gösterip yıpratmak için yaptı bunu. Fakat sebebi ne olursa olsun korkunç bir gerçeğin ifşası bu.
Üzerinde çalışılınan virüsler ve laboratuvarların hangi ülkelerde olduğuna şöyle bir baktım. Mers salgını Orta Doğu ve çevresinde görüldü. O yakınlarda ABD laboratuvarı var mı? Var. Kolombiya’da Dang salgını oldu. Orada ABD laboratuvarı var mı? Var. Afrika’da Ebola, Çin’de Corona ve Sars… Evet, oralarda da ABD’nin fonladığı laboratuvarlar var.
Tarihe baktığımızda büyük salgınların kabaca her yüz yılda bir baş gösterdiğini görüyoruz. Ama son yirmi yıldır her kış neredeyse yeni bir salgın çıkıyor karşımıza ve bu salgınların patojenleri laboratuvar ortamında başkalaştırılmış virüsler.
ABD’ninfonladığı laboratuvarlarda yalnızca virüsler üzerinde çalışılmıyor. Hayvan deneyleri de yapılıyor. Eşimin ailesi Karadenizli ve yakın zamanda kayınvalidemden söylediği şu sözü aklımda yer etmiş: “Önceden böyle değildi. Ağaçlara ilaç falan atmayı bilmezdik. Son yıllarda Gürcistan üzerinden başka başka böcekler gelip musallat oluyor fındığa, meyveye”. Tahmin edin bakalım, Gürcistan bu laboratuvarların olduğu otuz ülke arasında mı?
Gabbard’ın sunduğu belgeler arasında yalnızca bu laboratuvarlar yok elbette. Mesela CIA’nın en karanlık dosyaları arasında bulunan zihin kontrol çalışmalarıyla ilgili belgeler de var. Bu belgelere “MKUltra” deniyor. Bu konuyla ilgili olarak 44 üniversite ve 80 firma gizli çalışmalar yürütülmüş. Davranış mühendisliği ve hafıza silme gibi konularda ilerleme sağlanmış.
Bu tür konulara bilgi sahibi olmadan “komplo teorisi” diyen insanlara artık şunu söylemek istiyorum: “İçinde bulduğunuz zihin yapısından kurtulun. Bilimsellik, içinde şüpheciliği de barındırır. Bazı ihtimalleri hatta belgeli gerçekleri göz ardı etmek ancak dar görüşlülüktür.” Ortada CIA belgeleri ve ABD Ulusal İstihbarat Direktörü’nün açıklamaları var.
Yorumlar
Kalan Karakter: