“Erdoğan’a Bir Hediye Vereceğim”
Trump ile Erdoğan arasında, Eylül 2025’te gerçekleşen zirvenin ardından bir yayın kazası yaşandığını hatırlayanınız var mı? NTV Washington Temsilcisi Hüseyin Günay’a, Türkiye’nin görüşmeden ne kazandığı sorulmuştu. Mikrofonların açık olduğunun farkında olmayan Günay, “Biz babayı aldık!” diye cevap vermiş, ardından da NTV’deki görevinden alınmıştı.
Günay’ın üslubu yanlıştı ama Türkiye’nin hiçbir şey elde etmediği konusundaki düşüncesi isabetli miydi? F35 savaş uçaklarının Türkiye’ye satılması konuşulmuş. Fakat bu şarta bağlanmış. Yani gerçekten bir uçak satışı söz konusu değil miydi? Konuşulanlar aslında diplomatik bir dille bu talebin geçiştirilmesinden mi ibaretti? Türkiye tarafında başarıya ulaştırılmış, sonuç alınmış bir şey yok muydu?
Doğrusu bu soruların cevabını gelecek hafta yapılacak Ankara’daki NATO zirvesinde alacağız: F35’lerin ve Kaan motorlarının alımı hiçbir zaman sonuçlanmayacak bir takvime mi bağlanacak yoksa bu konuda hemen işletilmeye başlanacak hızlı bir sürece mi girilecek, bunu da göreceğiz.
Aslında Halkbank davasının sona erdirilmesi Erdoğan-Trump görüşmelerinin önemli sonuçlarından biriydi. Çünkü Biden döneminde Halkbank’ın kapatılmasından ya da altı milyar dolar ceza ödenmesinden bahsediliyordu. Dosyanın kazasız belasız kapatılmış olması önemli bir sonuçtur.
Trump, Erdoğan’a hediye vermekten bahsederken, ABD’deki bazı FETÖ’cülerin Türkiye’ye iadesini de kastetmiş olabilir mi? Çünkü AK Parti’ye yakın bazı çevrelerde bu beklentinin de karşılık bulabileceğine dair şeyler dillendiriliyor.
Ortalıkta böyle fısıltılar dolaşırken Adalet Bakanı Akın Gürlek’in sosyal medyadan yayınladığı bir mesaj dikkatimi çekti. Mesaj şöyle başlıyor: “Suç işleyip adaletten kaçabileceğini sananlar, dünyanın neresine saklanırlarsa saklansınlar kendilerini güvende hissedemeyecekler. Adalet Bakanlığı olarak, yurt dışına kaçan suçluların iade süreçlerinin çok daha sıkı, tavizsiz ve anbean takipçisi olacağız.”
Bu mesaj özel bir zamanlamayla mı verildi, yoksa yukarıda bahsettiğim dedikoduların olduğu bir zamanlamaya mı tesadüf etti, bilemiyorum. Ama şahsen konuyla ilgili söylenenlere kulak kabartmaya devam edeceğim.
Peki ABD’nin işine gelir mi FETÖ’cüleri Türkiye’ye vermek? Daha önce vermediklerini şimdi niye versinler?
Öncelikle tek bir ABD yok. ABD’de küreselcilerin desteğini alan Demokratlar FETÖ’yü kullandılar. Yalnızca Türkiye’de değil ABD’nin içinde de kullandılar. Örneğin FETÖ Hillary Clinton’ın başkanlık kampanyasına destek verdi. Kampanya sorumlusu olan John Podesta’nın kontrolünde, farklı medya içerikleri hazırladılar, kampanyaya doğrudan maddi destek verdiler. Kimin başkanlık kampanyasına karşı? Trump’ın…
Biden için de benzer desteği verdiler. Trump’ın ilk başkanlığı döneminde ırkçı bir polis, bir siyahi vatandaşı yere yatırıp boğazına bastırarak öldürmüştü. Bu olayı protesto için sokağa çıkanlar, protestoyu Trump karşıtı bir gösteri haline getirmişlerdi. O gösterilerin en ön safında Enes Kanter vardı.
Bu yüzden Trump FETÖ’cülerden kurtulmak hatta cezalandırmak isteyebilir. Evet bir NATO toplantısı. Konsept FETÖ’cülerin durumunu konuşmak için uygun değil. Resmi ağızlardan yapılan bir açıklama da yok. Ama olur mu olur. Eski bir atasözü der ki: “Trump’tır, ne yapsa yeridir.”
Yorumlar
Kalan Karakter: