Genellikle "israf" denildiğinde aklımıza musluktan akan fazla su, tabakta kalan yemek ya da gereksiz harcanan para gelir. Oysa en telafisi olmayan, en sessiz ve en yıkıcı israf türü insanın kendini israf etmesidir.
Bir birey olarak insanın kendisi, bir de bu insanların bir araya gelerek oluşturduğu toplum var. Biz bu topluma kısaca "elalem" diyoruz. Bu elalemin de insan üzerinde inanılmaz bir kelebek etkisi var. İşte tüm bu israflar da elalemin baskısıyla şekillenen yaşam tarzından öteye gidemiyor.
Kuranı Kerim Bakara suresi 195. Ayette "... kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın" der. Çoğumuz elalemin güdümünde yaşarken kendimizi nerelerde tehlikeye atıyoruz farkında değiliz.
"Kendinizi israf etmeyin" , özellikle tasavvuf geleneğinde ve ahlak felsefesinde insanın sadece malını değil, özünü, vaktini ve yeteneklerini koruması gerektiğini de anlatır.
Hayatta en kolay harcanan şey paradır derler; yanılıyorlar. En kolay harcanan şey insanın kendisidir.
Çoğumuz ekmeğin son dilimini çöpe atarken vicdan azabı çekeriz ama;
Zekamızı, boş tartışmalarda,
Kalbimizi, değer bilmeyen insanlarda,
Vaktimizi, başkalarının hayatlarını izleyerek israf ederken kılımız kıpırdamaz.
Aynı şekilde sadece "hiçbir şey yapmamak" israf değildir; yetenekli olduğun işin yerine sadece güvenli olan işi yapmak da israftır.
Kendi hayallerin varken, başkasının hayallerine tuğla taşımak da israftır.
En çok israf ettiğimiz şeyde bize bahşedilen zaman.
Kur'an'da zaman üzerine yemin edilmesi, ömrün en kıymetli sermaye olduğunu gösterir. Ömür bir kez verilir ve geri dönüşü yoktur.
"Asr Suresinde, "Zamana andolsun ki, insan gerçekten ziyan (hüsran) içindedir."
Buradaki "ziyan" ifadesi, aslında ömrün verimsiz kullanılmasını, yani israf edilmesini ifade eder.
Günün sonunda kendine soracağın soru şu;
Sadece zamanımı mı satıyorum, yoksa bir değer mi üretiyorum?
Şunu bil ki, olduğun kişi ile olabileceğin kişi arasındaki o uçurumun adı israftır.
Günün sonunda; ne zamanınızı, ne sevdiklerinizi ve ne de kendinizi israf etmeyin.
Yorumlar
Kalan Karakter: