Hakikat, insanların çoğunun sandığı gibi tartışmaların konusu değildir. Hakikat, bir fikir değil; varlığın kendisidir.
Bugün dünyada hakikatten çok söz eden vardır, fakat hakikati taşıyan azdır. Çünkü hakikat, insanın diline gelmeden önce kalbinde yer bulmak ister. Kalbi temizlenmemiş bir insanın dilinde dolaşan sözler bilgi olabilir, yorum olabilir; fakat hakikat olmaz.
İnsanlık tarihine bakıldığında görülen şey şudur: İnsanlar çoğu zaman hakikati aramadı, haklı olmayı aradı. Haklı olmak ile hakikatte olmak ise aynı şey değildir. Haklı olmak insanın nefsini büyütür, hakikatte olmak ise insanın nefsini küçültür.
Hakikat ağırdır. Çünkü hakikat insanın hoşuna giden değil, insanın görmesi gereken şeydir. Bu yüzden insanlar çoğu zaman hakikati değil, kendilerine iyi gelen anlatıları tercih ederler. İnsan zihni konforu sever; hakikat ise konforu dağıtır.
Hakikat yoluna giren kişi önce kendi cehaletiyle karşılaşır. Bu karşılaşma çoğu insanı geri çevirir. Çünkü insanın en zor yaptığı şey kendisi hakkında yanıldığını kabul etmektir. Oysa hikmet ehli bilir ki cehaletini fark etmek, ilmin ilk kapısıdır.
Hakikat; makamların, ünvanların ve kalabalıkların alkışlarının içinde bulunmaz. Hakikat, insanın iç dünyasında başlayan bir uyanıştır. O uyanış gerçekleştiğinde insan artık dünyaya aynı gözle bakamaz. Çünkü hakikat görüldüğünde, eski düşünceler dağılır.
Tasavvuf büyükleri boşuna söylememiştir: “Hakikat arayan, önce kendini arar.” Çünkü insan kendi içindeki perdeleri kaldırmadan hakikatin nurunu göremez.
Bugün çağımızın en büyük krizi bilgi eksikliği değil, hikmet eksikliğidir. Bilgi çoğaldı, fakat idrak azaldı. İnsan çok şey öğrendi ama kendisini tanımayı unuttu.
Hakikat ise hâlâ aynı yerde duruyor: Sessiz, değişmez ve sarsılmaz. Onu gören azdır; fakat onu gerçekten gören için artık hiçbir şey eskisi gibi değildir.
Asiye Zeynep güleç
Yorumlar
Kalan Karakter: