Dünün Gölgesi Bugünün Omzunda
İnsan sandığından daha uzun bir hikâyedir.
Bir günle, bir yıl ile hatta bir ömür ile açıklanamayacak kadar derin bir hikâye…
Bugün yaşadığımız korkuların çoğu aslında bugüne ait değildir.
Çoğu zaman farkında olmadan geçmişimizin izlerini bugüne taşırız. Bazen çocukluğumuzdan kalan bir bakış, bazen yıllar önce kırılmış bir güven, bazen de adını bile koyamadığımız eski bir endişe…
İnsan zihni unutur, fakat ruh unutmaz.
Bu yüzden bazen hiçbir sebep yokken içimizde bir huzursuzluk yükselir. Bir kapı çalar gibi… Ama kapıyı açtığımızda karşımızda bugünün değil, dünün misafirini buluruz.
Bir insanın bugün verdiği tepkiler çoğu zaman bugünün gerçekliğinden değil, geçmişte yaşadığı bir kırılmanın yankısından doğar. Bu yüzden bazı insanlar sevilmekten korkar, bazıları terk edilmekten. Bazıları güvenmekten çekinir, bazıları da sürekli savunma hâlinde yaşar.
Oysa mesele çoğu zaman karşıdaki insan değildir.
Mesele, içimizde hâlâ konuşan eski hikâyelerdir.
Geçmiş, insanın kaderi değildir. Ama insan geçmişini anlamadıkça, onun etkisinden de kolay kolay kurtulamaz.
Bir insanın gerçek olgunluğu, geçmişini inkâr etmesiyle değil; onunla yüzleşmesiyle başlar.
Çünkü korkuların en büyük gücü, görünmez olmalarından gelir.
Adını koyamadığımız her duygu bizi yönetmeye devam eder.
İnsan kendi hikâyesini görmeye başladığında ise ilginç bir şey olur.
Korkuların aslında bugünün değil, geçmişin mirası olduğunu fark eder.
Ve o an bir kapı açılır.
Çünkü insan şunu anlar:
Ben sadece yaşadıklarım değilim.
Ben, yaşadıklarımı nasıl anlamlandırdığımla varım.
Geçmişin gölgesi bugünün omzuna düşebilir.
Ama insan isterse o gölgenin içinde kaybolmak zorunda değildir.
Bazen yapılması gereken tek şey, durup kendine şu soruyu sormaktır:
“Ben gerçekten bugünden mi korkuyorum…
yoksa hâlâ dünden mi kaçıyorum?”
İşte o sorunun cevabı, insanın özgürlüğe attığı ilk adımdır.
Asiye Zeynep güleç
Yorumlar
Kalan Karakter: