MÜMİN UYANIK OLUR
“Mümin uyanık olur” denildiğinde çoğu insan bunu yanlış anlar. Sanki herkese şüpheyle yaklaşmak, sürekli tetikte olmak, kimseye güvenmemek gibi bir sertlik zanneder. Oysa bu sözün derinliği bambaşkadır. Bu, dış dünyaya karşı bir paranoya değil; insanın kendi içindeki gafletten uyanmasıdır.
Çünkü hakikat şudur: İnsan en çok başkaları tarafından değil, kendi kendini kandırır. Gördüğünü görmezden gelir, hissettiğini bastırır, sezdiğini inkâr eder. İşte uyanıklık tam burada başlar. Mümin, başkalarının oyununa düşmeden önce kendi nefsinin oyununu fark eden kişidir.
Gerçek uyanıklık; sözlere değil niyetlere bakabilmektir. İnsanların ne söylediğinden çok, neden söylediğini anlayabilmektir. Çünkü sözler süslenir, maskeler takılır, roller oynanır. Ama niyet, er ya da geç kendini ele verir. Uyanık olan kişi, bu ince çizgiyi kaçırmaz.
Bu hal, kalbin körleşmesi değil tam tersine daha da açılmasıdır. Ama kontrolsüz bir açıklık değil… korunan, farkında olan bir açıklık. Uyanık mümin sever ama kendini kaybetmez. Güvenir ama teslim olmaz. Verir ama tükenmez. Çünkü sınırlarının farkındadır.
Bugün birçok insan gözleri açık şekilde yaşıyor ama ruhu derin bir uykuda. Gaflet dediğimiz şey tam da budur. İnsan olayları görür ama anlamaz, yaşar ama idrak etmez. Uyanıklık ise sadece olup biteni görmek değil, olanın ardındaki hakikati fark etmektir.
Bu yüzden mümin, hayatı yüzeyden okumaz. İnsanların davranışlarını ezberlemez, onların ardındaki sebebi çözer. Bir bakışı, bir susuşu, bir kelimenin tonunu bile boşuna saymaz. Çünkü bilir ki hayat, görünenle sınırlı değildir.
Sonuçta mesele şudur: Uyanık olmak, kalbi kapatmak değildir. Tam aksine kalbi açık tutarken aklı da diri tutabilmektir. Saf olmakla saf yerine konulmak arasındaki farkı anlayabilmektir.
Ve belki de en net haliyle:
Mümin uyanıktır. Çünkü o, insanların ne söylediğine değil… neden söylediğine bakar
Yorumlar
Kalan Karakter: