Bazen insan hiçbir şey yapmak istemez.
Ne konuşmak, ne yürümek, ne çalışmak, ne de bir yere, bir şeylere yetişmek...
Sanki bütün dünyanın sesi biraz kısılsa, zaman birkaç saatliğine dursa ve hayat insandan hiçbir şey beklemese ister.
Böyle anlarda kişi, "Hiçbir şey yapmak istemiyorum." der.
Ama tuhaftır ki insan, hiçbir şey yapmak istemediği anlarda bile bir şey istemek, bir şey yapmaktadır.
Sessizliği seçmektedir mesela.
Beklemeyi seçmektedir.
Düşünmemeyi düşünmektedir.
Yalnız kalmayı istemektedir.
Bir köşeye çekilip hayata ara verme arzusu bile aslında bir arzudur.
Çünkü insan yaşayan bir varlıktır. Yaşamak ise sürekli bir yöneliş. Kimi zaman koşarak, kimi zaman durarak; kimi zaman konuşarak, kimi zaman susarak... Ama mutlaka bir tarafa, bir yöne doğru.
Denizin kıyısında saatlerce oturan bir insanı düşünün. Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey yapmıyor gibidir. Oysa dalgaları dinliyor, içindeki yorgunluğu susturmaya çalışıyor, belki geçmişini tartıyor, belki de geleceğini erteliyordur.
Görünürde hareketsizlik vardır ama içeride koca bir dünya çalışmaktadır.
İnsan bazen yorulduğu için durur.
Bazen kırıldığı için susar.
Bazen anlamadığı için bekler.
Bazen de sadece nefes almak ister.
Fakat bütün bunların her biri bir tercihtir; yani istemenin farklı yüzü.
Bu yüzden insanın hayatında mutlak bir boşluk yoktur. Kalp durmadan atar, zihin durmadan üretir, ruh durmadan bir şeylere anlam vermeye çalışır.
İnsan, istememeyi bile isteyerek yaşar.
Hayatın en ilginç taraflarından biri de budur.
Bir dağın zirvesine çıkmak isteyenle gölgesinde dinlenmek isteyenin ortak noktası, ikisinin de bir şey istemesidir. Biri hareketi seçmiştir, diğeri sükûneti. Biri mücadeleyi, diğeri molayı...
Olgunluk, insanın her zaman koşmak zorunda olmadığını anlamasıdır. Çünkü bazen durmak bir eylem, susmak derin bir cümle, beklemek uzun bir yolculuktur.
Hiçbir şey yapmak istemediğimiz zamanlarda bile hayat bize sessizce şunu fısıldar:
"Sen yine de yaşamaya devam ediyorsun."
Çünkü insan, istemediğini söylerken bile bir şey istemektedir.
Ve belki de var olmanın en sade tarifi budur: Her hâlimizle, farkında olarak ya da olmayarak, hayata doğru yönelmek, istemek, istememeyi istemek..
Şöyle demiştim evvelce, yineliyorum; "Hiçbir şey yapmak istemediği an bile, ister istemez bir şey yaparak "istiyor" insan.
Ramak Kaldı / Samim İğde
Yorumlar
Kalan Karakter: