Maçın başlamasına saatler var…
Ama çirkinlik çoktan sahaya indi.
Henüz top ortada yokken, tribünlerde aynı koro:
Ağız dolusu küfür, hedefte yine “anne”.
Bu manzara artık kimseyi şaşırtmıyor.
Asıl felaket de bu zaten.
Çünkü bir toplum, çürümeye alıştığı gün çöker.
Bugün statlarda yükselen o dil, sadece tribünde kalmıyor.
Evlerde, sokaklarda, ekran başlarında yeniden üretiliyor.
Baba söylüyor, çocuk öğreniyor.
Sonra hep birlikte “gençlik bozuldu” deniyor.
Hayır…
Gençlik bozulmadı.
Gençliğe bozulan bir dil miras bırakıldı.
BİR OYUNDAN FAZLASI: YOZLAŞMA DÜZENİ
Futbol artık sadece bir spor değil.
Bir sektör, bir rant alanı, hatta bir bağımlılık.
Ve bu bağımlılığın faturası ağır.
Her sezon milyonlarca euro,
kendi ülkesinde dikiş tutturamamış,
başkalarının gözden çıkardığı oyunculara akıtılıyor.
Kendi çocuklarımız tribünde bağırırken,
yabancılar sahada milyonlar kazanıyor.
Buna “başarı yatırımı” diyenler var.
Açık konuşalım: Bu bir yatırım değil, savurganlıktır.
Daha da neti:
Bu, kendi öz evladını gözden çıkarıp, yabancıya hayranlık duymaktır.
GÖRÜLMEYEN KAHRAMANLAR
Bir de öteki taraf var.
Güreş minderinde sessizce tarih yazanlar,
okçulukta nefesiyle mücadele edenler,
atletizm pistinde bayrağı için düşüp kalkanlar…
Onlar milyonlar kazanmıyor.
Ama bu millete onur kazandırıyor.
Onlar şov yapmıyor.
Ama gerçek mücadeleyi veriyor.
Ve en acısı:
Onlar neredeyse yok sayılıyor.
Bir futbol transferi kadar konuşulmayan bir dünya şampiyonluğu,
aslında neyi kaybettiğimizin en açık göstergesi değil mi?
KARŞILAŞTIRMA YETERLİ
Bir futbolcunun tavrına bakın.
Bir de milli bir atletin duruşuna…
Birinde kibir var.
Diğerinde disiplin.
Birinde para var.
Diğerinde karakter.
Birinde gösteriş var.
Diğerinde emek.
Ve biz hâlâ hangisinin “örnek” olduğuna karar veremiyoruz.
SORUN FUTBOL DEĞİL, ZİHNİYET
Evet, futbolda olalım.
Ama bu düzenle değil.
Evet, kazanalım.
Ama kendimizi kaybederek değil.
Evet, büyüyelim.
Ama başkalarının artıklarını toplayarak değil.
Çünkü gerçek şu:
Bugün futbola harcanan para değil asıl mesele…
O parayla birlikte kaybedilen değerlerdir.
SON SÖZ
Bir ülke,
annelere edilen küfürleri “taraftarlık”,
israfı “yatırım”,
şovu “başarı” zannetmeye başladığında…
Sorun sahada değil,
zihniyettedir.
Ve o zihniyet değişmeden,
hiçbir skor bu tabloyu kurtaramaz.
Ramak Kaldı / Samim İğde
Yorumlar
Kalan Karakter: