Annesinin sustuğu yerden konuşmayı,
babasının feryadının göğe yükselen “eyvah”ından hayata tutunmayı öğrenen çocukların yaşadığı coğrafyadan konuşmalı.
Sessizliğin en çok bağırdığı, kelimelerin yetim kaldığı,
bir çocuğun gözyaşını içine akıtıp büyüdüğü,
oyuncak diye taş, ninni diye siren sesiyle uyuduğu,
ve her sabahı eksik karşılayan yüreklerin
çırpına çırpına boğulduğu coğrafyadan konuşmalı.
Bir ekmek parçasını bölüşürken dünyayı da bölüşmeyi öğrenen,
bir lokmanın içinde sabrı, bir yudumda şükrü saklayan,
ama doymayan, doyamayan, doyamayacak eksiklikleriyle büyüyen;
gözlerine güneş değse bile içi karanlık kalan çocukların,
umutla karışık korkularla
yoğrulduğu coğrafyadan konuşmalı.
Her sabahın geçmiş hiçbir sabaha benzemediği,
kapı çalınmasından korkulan,
her vedanın son olabileceği ihtimaliyle sarılınan,
gökyüzünün her şeye şahit, her şeye ortak olduğu,
annelerin içinden kopan çığlıkları yutmak zorunda kaldığı,
ve her çocuğun çocukluktan düşüp
hatıraya dönüşerek
toprak olduğu coğrafyadan konuşmalı.
Sevdiği oyuncağın yerini hatırlamayan,
hatırlamanın can acıttığı,
unutmadan yaşamanın mümkün olmadığı,
fotoğraflardan yüzünü silmek zorunda kalan nefeslerin
ağır aksak yürümeye çalıştığı
coğrafyadan konuşmalı.
Her şeye rağmen bir çiçeğin betondan çıkmayı başardığı,
bir çocuğun yeniden gülmeyi denediği,
bir annenin susuşunu dua diye göğe bıraktığı,
bir babanın “eyvah”ını sabra çevirdiği
ve insanın, insan kalmak için direndiği
o ince, o kırılgan, o mucizevi yerden, yürekten azizim, yürekten konuşmalı.
Konuşalım mı?
Ramak Kaldı / Samim İğde
Yorumlar
Kalan Karakter: