Dün okul dediğimiz yer; ilmin, edebin, terbiyenin ve istikbalin yuvasıydı.
Bugün ise kimi zaman güvenlik bariyerleriyle çevrilen, kapısında polis bekleyen; içinde şiddetin, akran zorbalığının ve ahlaki çözülmenin dolaştığı alanlara dönüşüyor.
Bu değişim bir günde olmadı.
Bir sabah uyanıp çocuklarımızı bambaşka bir nesil olarak bulmadık.
Bu çürüme; yılların ihmaliyle, göz yummalarıyla, “aman çağdaşlık” diyerek meşrulaştırılan savrulmalarla ve “herkes yapıyor” diyerek normalleştirilen yozlaşmalarla adım adım büyüdü.
Eskiden okulun bir disiplini vardı.
Saçın, kıyafetin, hâlin, tavrın bir ölçüsü vardı. Çünkü bunlar baskı değil; aidiyetin, ciddiyetin ve eğitim atmosferinin parçasıydı.
Bugün ise disiplini savunmak gericilik, sınırsızlığı savunmak özgürlük sayılıyor.
Öğrenci öğretmeni arkadaş zannetmeye başladı.
Öğretmen otoritesini kaybetti.
Veli, evladına terbiye vermek yerine okul basıp öğretmen azarlamayı hak gördü.
Çocuğunun yanlışını düzeltmek yerine savunmayı ebeveynlik sandı.
Peki suç sadece okulda mı?
Elbette hayır.
Akşam evlerde açılan televizyonlarda;
ihanet aşk diye sunuldu,
haram ilişkiler modernlik diye alkışlandı,
şiddet karizma diye pazarlandı.
İsyankâr ve ahlaksız karakterler rol model haline getirildi.
Tartışma programları bağırmayı fikir zannettirdi.
Hakaret etmeyi cesaret gibi gösterdi.
Kavgayı reytinge çevirdi.
Dijital platformlar ise bu süreci katladı.
Bir telefon ekranından çocuklara;
utanmanın gereksiz,
hayânın çağdışı,
iffetin değersiz,
ailenin yük olduğu telkin edildi.
Kolay para uğruna üretilen içeriklerle;
toplumun değerleriyle asla yan yana gelmemesi gereken görüntüler normalleştirildi.
Sosyal medya;
ilimle değil rezillikle büyüdü,
terbiye değil teşhir kazandırdı,
edep değil etkileşim prim yaptı.
Ve sonra hepimiz şaşırdık:
“Bu çocuklar neden bu kadar öfkeli?”
“Neden saygı kalmadı?”
“Neden şiddet arttı?”
Cevap aslında ortada.
Bir nesli;
ahlakı küçümseyerek,
otoriteyi yıkarak,
disiplini aşağılayarak,
aileyi zayıflatarak,
medyayı başıboş bırakarak,
dijitali denetimsiz hale getirerek büyüttük.
Son olarak Kahramanmaraş’ta yaşanan okul baskını…
Bir eğitim yuvasının böylesine vahşi bir olayla anılması sadece bir güvenlik zafiyeti değildir; bu, bir medeniyet alarmıdır.
Bu olay münferit değildir.
Bu; toplumun her hücresine yayılan çözülmenin, okul koridoruna düşen gölgesidir.
Çünkü okulda yaşanan hiçbir felaket yalnızca okulun sorunu değildir.
O felaket;
evde kurulamayan terbiyenin,
medyada yapılan yozlaştırmanın,
siyasette ertelenen reformların,
toplumda kaybedilen hassasiyetin
ve bireyde zayıflayan vicdanın ortak sonucudur.
Bugün çocuklarımızı konuşuyorsak;
önce onları yetiştiren iklimi konuşmalıyız.
Çünkü bozuk topraktan sağlam meyve çıkmaz.
Ve artık şunu kabul etmek zorundayız:
Eğer bir okulun kapısından içeri şiddet giriyorsa, suç sadece saldıranın değil; o karanlığı o kapıya kadar birlikte taşıyan hepimizindir.
Ramak Kaldı
Samim İĞDE
Yorumlar
Kalan Karakter: