Yetmiş üçten bugüne bilgi için dökülen terin, emek için çarpan yüreğin, inanç için aşınan dizlerin değil; en sonunda varılan bu nokta, altı üstü birbirine karışmış yirmi altının alkışlandığı Şubat'tan sesleniyorum..
Yolun taşını sayan yok, ayağa batan dikeni soran yok; ama zirveye dikilen bayrağın rengi üzerine uzun uzun konuşan çok. Sürecin sessizliğini kimse duymuyor; sonuçların gürültüsü herkesi mest ediyor. Oysa hakikat, çoğu zaman alkışın değil, alın terinin içinde saklıdır. Selâm olsun emeği görünmeyenlere, merhaba sabrı kimseye duyurmadan taşıyanlara…
Bir tohumu toprağa emanet ederken gösterilen tevekkül konuşulmaz ancak, meyve dalı eğdiğinde herkes bahçıvan kesilir.
Kimse toprağın karanlığında geçen bekleyişi merak etmez. Oysa asıl hikâye, o karanlıkta başlar. İnanç, alkışın ışığında değil; belirsizliğin gölgesinde büyür. İyi geceler görünmeden büyüyen köklere, iyi uykular sessizce direnen filizlere…
Yol, varıştan ibaret değildir. Yol; yorgunluktur, vazgeçmemektir, bazen düşüp kalkmaktır. Ama düşülen yerleri değil, varılan noktayı konuşur kalabalıklar. “Nasıl başardın?” diye sorulur da “Kaç kez vazgeçmeyi düşündün?” diye sormaz hiçkimse. Çünkü hikâyenin sancısı değil, sonucudur hoşa giden. Selâm merhaba yolda kalmayı göze alanlara, iyi geceler vazgeçmeyenlere…
Direnç, çoğu zaman kimsenin görmediği bir iç savaştır. Dışarıdan bakıldığında sakin bir yüz; içeride ise fırtınalı bir deniz…
Sabır, en çok anlaşılmadığında ağırdır. Ama sabreden bilir ki; her şey zamanla yerli yerine oturur. Gecenin koyuluğu sabahın habercisidir. İyi uykular karanlıkta bekleyenlere, iyi geceler sabahı umanlara…
Çok zaman bir insanın omzunda taşıdığı yük, vardığı yerden daha ağırdır. Ama yükü değil, manzarayı konuşur kalabalıklar. Oysa o manzaranın ardındaki fırtına, geceleri bölünen uyku, kimseye anlatılmayan korku bilinmez Bilinse de duyulmaz, duyulmak istenmez. Çünkü başarı, hikâyesiz daha parlak görünür gözlere. Selâm merhaba yükünü sessiz taşıyanlara, iyi geceler yorgunluğunu kimseye göstermeyenlere…
İnanç, herkes giderken kalabilmek, alkış azaldığında da yürümeye devam edebilmektir. Yol uzadığında değil, kısaldığında yorulur insan; çünkü sona yaklaştıkça imtihan ağırlaşır. Son adım diye bir nokta var ya hani, heh işte en çok orada düşer insan. Ama kalkmayı bilenler, o düşüşü de hikâyenin bir parçası yapar. İyi uykular son adımı atmaya hazırlananlara, iyi geceler düşse de doğrulmayı bilenlere…
Sabır sadece beklemek değil; içinden taşan isyana rağmen susabilmektir. İçinde kopan fırtınayı, dışarıya çiseleyen bir yağmur gibi yansıtmaktır. Herkes sonucu alkışlarken, sabreden bilir ki o alkışın içinde gözyaşı da vardır. Selâm olsun gözyaşını içine akıtanlara, merhaba fırtınasını içinde dindirenlere…
Mesele varmak değil; yol ortasında insan kalabilmektir. Çünkü bazı varışlar insanı eksiltir, bazı yollar ise insanı büyütür. Kalabalıklar çoğu zaman büyünülen, büyüten yolu değil, varılan yeri anlatır, bakmayın onlara. Çünkü asıl değişim, kimsenin görmediği o iç yolculukta olur. İyi geceler iç yolculuğunu sürdürenlere, iyi uykular kendini yolda bulanlara…
Başladığım sükûnetle taşlıyorum, özür dilerim söylüyorum: Emeğin değil sonucun konuşulduğu, sabrın değil sahnenin, vitrinin övüldüğü bir zamandan geçiyoruz. Ama hakikat gecikse de kaybolmaz. Toprak tohumu unutmaz. Yol, üzerinde yürüyeni tanır. İnsan, içinden geçtiği imtihan kadar derinleşir. Selâm merhaba iz bırakanlara, iyi geceler iz sürmeye devam edenlere.
Olmak için verilmiş elli üç yıllık tecrübemi yok sayıp, ölmem için hevesi kursağında bekleyenlere sesleniyorum..
"Gördünüz mü? Yine doğdum ve iyi ki varım ben."
Ramak Kaldı / Samim İğde
Yorumlar
Kalan Karakter: