Hayat bir kapının sessizce kapanması gibidir; içeride kalanla dışarıda kalanın farkını sadece zaman öğretir.
Birlikte yürünen yolların, aynı gökyüzüne bakılan anların aslında ne kadar kıymetli olduğunu çoğu zaman çok geç anlar insan.
Alıştığı sesi kaybedince sessizliğin ne kadar gürültülü olduğunu. Birlikteyken fark edilmeyen küçük detayların, ayrılıkta zihnin en büyük yankısı olduğunu. Ve işte o an, geçmişin sıcaklığıyla yüzleşirken içten bir cümle dökülür: Dün bizsiz.
Aynaya bakıldığında görünen yüz de sadece görene ait değildir; biraz eksik, biraz yarım, biraz da başkasından, başkalarından arta kalandır.
Kaybedilenlerle tanışır aslında her aynaya baktığında insan. Varlık içindeki yokluğu fark eder. Bir zamanlar “biz” dediği yerde yalnız bir ben, yalnızca “ben” kalır.
İşte o “ben”, eski “biz”in gölgesinde yürür, yürümek de zorundadır. Adımlar değişir ama izler silinmez. İçte konuşan eski ses, bir yerlerde beni, bizi çağırır.
Ve fark edilir ki, bugün kurulan her cümlede bir eksiklik gizlidir: Çünkü, dünden ötürü bugün bizsizdir!
Yarın… En çok ertelenen, en az bilinen ve belki de en acımasız olandır. Çünkü yarın, bugün kurulmayan, kurulamayan köprü yıkıntıları üzerine kurulmak zorunda kalır, kurulur.
İnsan, hep yarına umut bırakır ama çoğu zaman yarın, bugünün hesabını sorar. Sessiz!
Değişen roller, yer değiştiren duygular, yerini bulan ya da kaybolan değerler… Kim bilir, belki de yarın, bugün aradığımız şey oluruz; biz, siz, bizsiz!
Ve o zaman, zamanın ironisiyle yüzleşmek kesin olur: Yarın biz, yarın siz, yarın g-iz..
Ramak Kaldı / Samim İğde
Yorumlar
Kalan Karakter: