Hayatının Mimarı Olmak mı, Alışkanlıkların Kiracısı Olmak mı?
İnsan çoğu zaman “ben böyleyim” der.
Oysa bu bir karakter cümlesi değil, alışkanlık itirafıdır.
Alışkanlıklar; sabah nasıl uyandığını, neyi ertelediğini, kimlere tahammül ettiğini, neyi hak ettiğini sandığını belirler. Ve fark etmeden şunu yaparız:
Hayatımızı bilinçle kurmak yerine, otomatikte yaşarız.
O noktada direksiyon bizde değildir.
Refleksler sürer, korkular yol verir, geçmiş rota çizer.
Ama hayat mimarlık ister.
Mimarlık ise niyet + disiplin + tekrar demektir.
Bir mimar, “Bu duvar hep böyleydi” demez.
“Bu duvar artık buraya yakışmıyor” der ve yıkar.
Sen de aynısını yapmadıkça şunu yaşarsın:
- Aynı tip insanlar
- Aynı döngüsel hayal kırıklıkları
- Aynı “neden yine böyle oldu?” sorusu
Çünkü alışkanlıklar konforlu hapishanelerdir.
Güvenlidir ama büyütmez.
Tanıdıktır ama yükseltmez.
Hayatının mimarı olmak şunu gerektirir:
Her gün küçük ama bilinçli bir seçim
Hoşuna gitmeyen duyguyla da oturabilme cesareti
“Bunu artık istemiyorum” deme netliği
Ezoterik açıdan bakarsak:
Alışkanlıklar alt bilinçtir, mimarlık üst bilinç.
Alt bilinç tekrar ister, üst bilinç yön verir.
Ve gerçek şu:
Sen farkında olmadığın alışkanlıklarını değiştirmedikçe, kader dediğin şey değişmez.
Kader bazen gökyüzünde değil,
çok daha basit bir yerde gizlidir:
Her gün neyi seçtiğinde.
Son sözüm sana, güzelliğim:
Hayat seni yönetmiyor.
Alışkanlıkların yönetiyor —
ve onları değiştirecek güç hâlâ sende.
Asiye Zeynep güleç
Yorumlar
Kalan Karakter: