İnsanlar Neden Bu Kadar Yorgun?
İnsanlar yorgun çünkü dinlenmiyorlar.
Ama bu, uykuya dair bir yorgunluk değil. Bu, kendisi olamamış olmanın yorgunluğu.
Gün içinde herkes bir rol taşıyor. Güçlü olan güçlü kalmak zorunda, anlayan hep anlayan, idare eden hep idare eden. Kimse “Bugün ben yapamayacağım” deme alanına sahip değil. Çünkü zayıflık hâlâ ayıp, durmak hâlâ tembellik sayılıyor.
Terapi odasında sıkça duyulan bir cümle vardır:
“Aslında çok yorgunum ama nedenini bilmiyorum.”
Çünkü bu yorgunluk bedende değil, sinir sisteminde birikiyor. Sürekli tetikte olmak, kendini açıklamak, yanlış anlaşılmamak için cümlelerini süzmek… İnsan en çok da kendini savunmaktan yoruluyor.
Bir diğer neden, duyguların ertelenmesi. Üzgünken “sonra ağlarım”, kızgınken “şimdi sırası değil”, kırılmışken “büyütmeyeyim” deniyor. Ama bastırılan her duygu, vücutta bir yer buluyor kendine. Omuzlarda ağırlık, çenede sıkılık, göğüste daralma… İnsan fark etmeden, kendi duygularını taşımaktan kamburlaşıyor.
İnsanlar yorgun çünkü her şeye yetmeye çalışıyorlar. Herkes için iyi, herkes için anlayışlı, herkes için ulaşılabilir olmak… Ama kimse kendisi için orada değil. Kendine randevu vermeyen bir zihnin, dinlenmesi mümkün değil.
Ve belki de en önemlisi:
İnsanlar yorgun çünkü kim olduklarını hatırlayacak boşlukları yok. Sessizlikten kaçılıyor, yalnızlıktan korkuluyor. Oysa ruh, en çok sessizlikte toparlanır. Sürekli meşgul bir zihin, iyileşemez.
Bu yorgunluk geçici değil.
Geçecek olan şey, ancak şu farkındalıkla mümkün:
İnsan bazen güçlü olmak zorunda değildir.
Bazen iyi olmak, idare etmek, susmak zorunda değildir.
Bazen durmak, iyileşmenin ta kendisidir.
Belki de bugün yapılacak en sağlıklı şey şudur:
Birine değil, kendine “Ben çok yoruldum” deme cesaretini göstermek.
Çünkü gerçek dinlenme, uyumakla değil…
Kendine dönmekle başlar
Asiye Zeynep güleç
Yorumlar
Kalan Karakter: