Bizi Ayıran Kimlikler Değil, Sevgisizliktir
Hangi dinden, hangi milletten, hangi coğrafyadan geldiğimiz meselesi; insanlığın en çok konuşup en az dürüst olduğu konudur. Diller dolusu söylem, sloganlar, bayraklar, kutsallar… Ama ortada hâlâ kan var, öfke var, dışlama var. Demek ki sorun “nereden geldiğimiz” değil. Sorun, insan olmayı nerede unuttuğumuzdur.
Bizi bir arada tutan şey kimlikler değildir.
Bizi birleştiren sevgi, kabul, teslimiyet ve imandır.
Sevgi yoksa din, sadece tabeladır.
Kabul yoksa millet, sadece kalabalıktır.
Teslimiyet yoksa inanç, sadece kibirdir.
İman yoksa insan, sadece iddiadır.
Bugün dünya en çok şunu karıştırıyor:
İman ile üstünlük duygusunu.
Oysa iman, “ben haklıyım” demek değildir.
İman, kalbini başkasının varlığına kapatmamak demektir.
Dinler yol gibidir.
Yollar farklı olabilir; ama hakikat tektir.
O hakikat de şudur:
Merhamet yoksa, Tanrı’ya dair söylenen her söz boştur.
Teslimiyet, sandığımız gibi boyun eğmek değildir.
Teslimiyet; egoyu susturup,
“Ben merkez değilim” diyebilmektir.
İnsan bunu başardığı an iman başlar.
Ve iman başladığında, insanın dili değil, vicdanı konuşur.
Birbirini aynı olmaya zorlayan toplumlar çöker.
Birbirini olduğu hâliyle kabul edebilenler yaşar.
Çünkü barış, benzerlikten değil;
anlayabilme cesaretinden doğar.
Bugün en büyük kriz; inanç krizi değil, insanlık krizidir.
Ve bu kriz ne yeni kanunlarla çözülür
ne de daha yüksek sesle bağırarak.
Bu kriz, ancak kalbin yeniden merkeze alınmasıyla çözülür.
Soruyu yanlış soruyoruz.
“Sen kimsin?” değil mesele.
Asıl soru şu:
Kalbin var mı?
Sevgi varsa, sınırlar anlamsızlaşır.
Kabul varsa, korku çözülür.
Teslimiyet varsa, savaş biter.
İman varsa, insan insanı ezmez.
O yüzden mesele nereden geldiğimiz değil.
Mesele, insan kalabildiğimiz yerdir.
Ve insanlık,
tek bir yere bakar:
Kalbe.
Asiye Zeynep güleç
Yorumlar
Kalan Karakter: