İnançlı Görünüp Güvensiz Yaşamak
Bugün en çok duyduğumuz cümlelerden biri şu:
“Allah’a inanıyorum.”
Ama hemen ardından gelen hayat şuna benziyor:
Sürekli korku, sürekli endişe, sürekli kontrol…
Her ihtimali hesaplayan, her sonucu zorlayan, her boşluğu kaygıyla dolduran bir zihin.
İşte burada durup sormak gerekiyor:
Bu gerçekten iman mı, yoksa sadece dil alışkanlığı mı?
İman, yalnızca “inanıyorum” demek değildir.
İman, hayatın içinde nasıl durduğundur.
Zor geldiğinde ne yaptığındır.
Belirsizlikte kalabildiğin yerdir.
Kaybetme ihtimaliyle karşılaştığında gösterdiğin haldir.
Dil ile iman kolaydır.
Herkes konuşur.
Herkes ayet bilir.
Herkes cümle kurar.
Ama hal ile iman, işte orası pahalıdır.
Allah’a inanıp hayata güvenemeyen bir insanın iç dünyasında gizli bir çelişki vardır.
Çünkü hayata güvenmemek, aslında kaderi Allah’tan bağımsız sanmaktır.
Kontrol etmeye çalışmak, “Bırakırsam dağılır” korkusudur.
Oysa iman, tam da şunu söyleyebilmektir:
“Ben elimden geleni yaparım, sonrası bana ait değildir.”
Teslimiyet; tembellik değildir.
Teslimiyet; aklı kapatmak değildir.
Teslimiyet; sorumluluğu bırakmak hiç değildir.
Teslimiyet, haddini bilmektir.
Nerede gücün bittiğini fark edip orada durabilmektir.
Ama modern insan bunu karıştırıyor.
Kontrol manyaklığını “tedbir”, kaygıyı “bilinç”, korkuyu “akıl” sanıyor.
Her şeyi hesaplayarak güvenli olacağını zannediyor.
Oysa güven, hesapla gelmez.
Güven, imanın meyvesidir.
Kur’an bu meseleyi çok net bir yerden bağlar:
“Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter.”
(Talak Suresi, 3)
Burada söylenen şey açık:
Yetmezlik hissinin sebebi hayat değil, tevekkül eksikliğidir.
Bugün birçok insan Allah’tan bahsediyor ama Allah’a bırakmıyor.
Dua ediyor ama sonucu kendi belirlemek istiyor.
“Olursa olur” diyor ama içten içe “Ben kontrol etmezsem olmaz” diye yaşıyor.
İşte bu, imanla kontrol arasındaki gerilimdir.
Gerçek iman, insanı gevşetmez.
Ama insanı rahatlatır.
Çünkü bilir ki;
Her yük omuzda taşınmaz.
Her kapı zorlanmaz.
Her belirsizlik düşman değildir.
Bazen iman, hiçbir şey yapmadan sadece bekleyebilmektir.
Bazen iman, “Ben burada duruyorum” diyebilmektir.
Bazen iman, aklı susturup kalbi dinlemektir.
Ve en zor olanı şudur:
Allah’a inanıp, hayata teslim olabilmek.
Çünkü teslimiyet;
Egonun değil, kalbin işidir.
Asiye Zeynep güleç
Yorumlar
Kalan Karakter: