Vitrindeki Hayatlar, Görünmeyen Emek
Modern dünyada lüks artık bir yaşam biçimi değil, bir gösteri dili. İnsanlar ne yaşadıklarını değil, neyi sergileyebildiklerini anlatıyor. Işıltılı sofralar, pahalı mekânlar, marka etiketleri ve kusursuz kadrajlar… Hepsi bir vitrin gibi parlıyor. Ama vitrinin camı ne kadar temizlenirse temizlensin, arkasındaki gerçek bulanık kalıyor: emek.
Bugün lüks, çoğu zaman bir başarının değil; bir ayrıcalığın sonucu. Birileri sabah alarmı çalmadan uyanırken, birileri gün doğmadan yollara düşüyor. Aynı şehirde, aynı saatlerde ama bambaşka hayatlar yaşanıyor. Biri zamanı keyif için harcarken, diğeri hayatta kalmak için satıyor.
Emekle kazanılan para sessizdir. Gösterişe ihtiyacı yoktur. Çünkü emek, kendini bağırarak değil; dayanarak anlatır. Lüks ise çoğu zaman yüksek seslidir. Görülmek ister, onay ister, alkış ister. Ne ironiktir ki, alkışlanan çoğu hayat, ayakta kalmak için ter dökenlerin omuzlarında yükselir.
Asıl adaletsizlik tam da burada başlar. Emeğin görünmez, gösterişin makbul sayıldığı yerde vicdan körelir. İnsanlar tüketirken sormaz: “Bu konfor kimin yorgunluğu?” O soru sorulmadıkça da lüks masum bir zevk, emek ise sıradan bir zorunluluk gibi sunulur.
Oysa gerçek zenginlik, başkasının emeğini inkâr etmeden yaşamayı bilmektir. Gösteriş azalabilir, ama emek küçümsendiği sürece hiçbir toplum gerçekten refaha ulaşamaz. Çünkü adalet, vitrinlerde değil; yükü taşıyan ellerde ölçülür.
Asiye Zeynep güleç
Yorumlar
Kalan Karakter: