AİDİYET: SEVMEKTEN DAHA DERİN BİR İHTİYAÇ
İnsan sevebilir.
İnsan güçlü olabilir.
İnsan yalnız başına da ayakta durabilir.
Ama ait hissetmediği yerde, hiçbirini uzun süre sürdüremez.
Aidiyet; romantik bir süs, duygusal bir beklenti ya da zayıflık değildir.
Aidiyet, insanın hayatta kalma reflekslerinden biridir. Beynin ve sinir sisteminin sorduğu en temel soru şudur:
“Burada güvendeyim mi?”
Bu soruya içten bir “evet” gelmiyorsa; ilişki de iş de hayat da zamanla çatlar.
KAÇINGAN BAĞLANMA VE AİDİYET KÖRÜĞÜ
Kaçıngan bağlanan insan sever.
Ama ait olamaz.
Yakınlık kurar ama kök salmaz.
İlişkinin içinde vardır ama hayatın içinde mesafe bırakır.
Çünkü iç dünyasında hep şu cümle çalışır:
“Gerekirse çıkabilmeliyim.”
Bu yüzden kaçıngan biriyle kurulan ilişkilerde kişi kendini çoğu zaman misafir gibi hisseder.
Evde ama evinde değil.
İlişkide ama gelecekte değil.
Ve bu durum, karşı tarafta yavaş yavaş şu inancı doğurur:
“Ben yeterli değilim.”
Oysa gerçek şudur:
Sorun yetersizlik değil, aidiyet kapasitesidir.
EŞTE AİDİYET: SEVİLMEK YETMEZ, SEÇİLMEK GEREKİR
Bir ilişkide ilgiyle aidiyet sıkça karıştırılır.
Oysa ilgi geçicidir; aidiyet düzen kurmaktır.
Hayata dahil edilmek,
gelecekte yer almak,
“biz” denildiğinde geri çekilmemektir.
Ait olmadığın bir ilişkide çok sevilirsin ama hep eksik hissedersin.
Çünkü ruh, kelimelerden önce şunu fark eder:
“Burada kalıcı değilim.”
İŞTE AİDİYET: RUHUN ÇALIŞTIĞI YER
Aidiyet olmayan işlerde insan yalnızca çalışmaz; tükenir.
Sebepsiz yorgunluklar, anlamsız isteksizlikler, sabahları zor uyanmalar…
Bunların çoğu tembellik değil, aidiyetsizliktir.
İnsan emeğini verdiği yerde değer görmek ister.
“Burada benim yerim var” hissi yoksa, en iyi pozisyon bile zamanla bir yük haline gelir.
Çünkü insan yalnızca para için değil, var olmak için çalışır.
GÜÇLÜ KADINLAR VE AİDİYET KRİZİ
Güçlü kadınlar aidiyetsizliği daha sert yaşar.
Çünkü onlar idare etmekten çok derinlik ister.
Katlanabilirler ama kalamazlar.
Sabredebilirler ama kök salamazlar.
Bu yüzden güçlü kadınlar sık sık şu soruyla baş başa kalır:
“Ben neden her yerde yalnız hissediyorum?”
Cevap nettir:
Aidiyet hissetmediğin yerde ne kadar güçlü olursan ol, yalnız kalırsın.
AİDİYETSİZLİĞİN BEDELİ
Aidiyetsizlik sessiz bir yıkımdır.
İnsan yüksek sesle ağlamaz ama içten içe çözülür.
Kendini suçlamaya başlar.
Kararsızlaşır.
Gelecek kuramaz.
Ve çoğu zaman sorunu kendinde arar.
Oysa sorun çoğu zaman insan değil, ait olmadığı yerde kalma ısrarıdır.
Aidiyet bir lüks değildir.
Bir zayıflık hiç değildir.
Aidiyet, insanın kök ihtiyacıdır.
Sevgi olmadan yaşanır.
Para olmadan idare edilir.
Ama aidiyet olmadan insan, kendini yavaş yavaş terk eder.
Ve insanın kendini terk ettiği yerde,
hiçbir bağ uzun süre ayakta kalmaz.
Asiye Zeynep güleç
Yorumlar
Kalan Karakter: