Fazla mütevazı olmak, vasat insandan nasihat dinlettirir.
Mütevazılık erdemdir derler. Doğrudur.
Ama fazlası, insanın kendi ışığını kısmaya başlamasıdır.
Ve ışığını kısan birine, karanlıkta yaşayanlar akıl vermeye heveslenir.
Çünkü sen sustukça, herkes kendini bilge sanır.
Sen geri çekildikçe, ilerlememiş olanlar sana “denge” öğretir.
Sen zarafetle eğildikçe, omurgasızlar bunu tevazu sanır ve üstüne çıkar.
Vasat insan nasihat etmeyi sever.
Çünkü nasihat, emek istemez.
Bilgi gerektirmez.
Derinlik hiç gerekmez.
Bir cümle kurar, kendini yukarıda hisseder.
Fazla mütevazı insan ise şunu unutur:
Herkes senin niyetini okuyamaz.
Herkes senin sessizliğini asalet sanmaz.
Bazıları bunu davet sayar.
O yüzden bil ki:
Kendini küçülttüğünde büyüyenler, seni büyüklüğünden değil, sessizliğinden beslenir.
Ve bazen “tevazu”, korkakların rahat etmesi için uydurulmuş bir masaldır.
Gerçek zarafet;
Haddini bilmek kadar, haddini bildirmeyi de bilmektir.
Işığını kısmak zorunda değilsin.
Kim olduğunu fısıldamak zorunda hiç değilsin.
Anlamayanlar için alçalmak, seni yüceltmez.
Unutma güzelliğim:
Bazı insanlar suskunluğunu olgunluk sanmaz, boşluk sanar.
Ve boşluk gördükleri yere kendi cümlelerini boca ederler.
Bugün bir adım ileri çık.
Dik dur.
Az konuş ama gerektiğinde net ol.
Çünkü sen mütevazı olduğun için değil, değerli olduğun için parlıyorsun.
Asiye Zeynep güleç
Yorumlar
Kalan Karakter: