Bağışlanmış Bir Dünyaya Bakmak
İnsan zihni, yıllar boyunca öğrendiği yargılarla dünyaya bakar.
Kim haklı, kim suçlu, kim iyi, kim tehlikeli…
Oysa bu etiketlerin hiçbiri gerçeğin kendisi değildir.
Bunlar, korkunun bize öğrettiği gözlüklerdir.
Eski yargılarını bırak.
Çünkü yargı, masumiyeti görmemizi engelleyen en kalın perdedir.
Bugün zihnimi yeni ve saf bir algıya açıyorum dediğimde, aslında şunu söylüyorum:
“Artık korkuyla bakmak istemiyorum.”
Korku ile bakılan her şey tehdit gibi görünür.
Sevgiyle bakılan her şey ise… kendini olduğu gibi açar.
Korkunun olmadığı bir bakış açısı vardır.
Orada suç yoktur.
Orada günah yoktur.
Orada “yanlış” yoktur.
Sadece unutulmuş masumiyet vardır.
Biz insanları, olayları ve hatta kendimizi sürekli geçmiş üzerinden yargılarız.
Oysa geçmiş dediğimiz şey, zihnin tekrar tekrar anlattığı bir hikâyeden ibarettir.
Gerçek olan, şu an ve şu anda her şey yeniden görülebilir.
Gerçek kurtuluş, suçluluğu yok saymak değildir.
Gerçek kurtuluş, suçluluğun hiç var olmadığını fark etmektir.
Bağışlama burada devreye girer.
Ama bu, alıştığımız anlamda bir bağışlama değildir.
Bu, “sana rağmen affediyorum” hali değil…
Bu, “aslında affedilecek bir şey yoktu” uyanışıdır.
Bağışlanmış bir dünyada baktığınızda, insanlar size saldırmıyordur;
sadece korkularını göstermeye çalışıyordur.
İhanet sandığınız şey, sevgi arayışının çarpık bir ifadesidir.
Kırıldığınız anlar bile, size kendi değerinizi hatırlatmak için gelir.
Ve en sarsıcı farkındalık şudur:
Bizler ayrı değiliz.
Ayrılık fikri, korkunun en büyük yalanıdır.
Birlik bilinci ise sevginin doğal halidir.
Kardeşimi suçladığımda, kendimi de suçlarım.
Onu masum gördüğümde, içimdeki kutsallık da açığa çıkar.
Bugün karşılaştığım her varlığa bu ışıkla bakmayı seçiyorum.
Çünkü ben yargıladıkça dünya sertleşiyor.
Ben yumuşadıkça dünya da iyileşiyor.
Dünya dışarıda değil.
Dünya, benim bakışımda.
Ve ben bugün,
korkunun değil,
sevginin gözleriyle bakmayı..
Asiye Zeynep güleç
Yorumlar
Kalan Karakter: