İyi Olmak Zorunda Değiliz: Sürekli Mutlu Olma Baskısı
Son zamanlarda insanlara en sık sorulan soru şu:
“İyi misin?”
Ve çoğu zaman verilen cevap aynı:
“İyiyim.”
Oysa bu cevap, çoğu zaman bir hâl bildirimi değil; bir refleks.
Bir savunma.
Bazen de yalnız kalmamak için söylenen küçük bir yalan.
Modern dünyada “iyi olmak”, bir duygu hâlinden çok bir zorunluluğa dönüştü.
Üzgünsen zayıfsın.
Yorgunsan şükretmiyorsun.
Kırıldıysan fazla alıngansın.
Mutlu değilsen, sanki bir şeyleri yanlış yapıyorsun.
Oysa insan psikolojisi böyle işlemez.
İnsan dediğimiz varlık; neşe, keder, umut, hayal kırıklığı, öfke ve yas arasında gidip gelen bir bütündür.
Bu duygulardan birini seçip diğerlerini inkâr etmek, ruh sağlığı değil; ruhu bastırmaktır.
Terapide sıkça şunu görürüz:
İnsanlar mutsuz oldukları için değil, mutsuzluklarını yaşayamadan geçirdikleri yıllar yüzünden tükenirler.
Sürekli güçlü olmak zorunda kalanlar, bir gün nerede kırıldıklarını hatırlamaz hâle gelir.
Sürekli pozitif olmaya çalışanlar, içlerinde biriken karanlığın adını koyamaz.
Ve en tehlikelisi:
Kendine “iyi değilim” deme izni veremeyenler, bir süre sonra ne hissettiklerini de bilemez olur.
İyi olmak, her gün gülmek değildir.
İyi olmak, her şeye dayanabilmek hiç değildir.
Bazen iyi olmak;
“Bugün iyi değilim” diyebilecek kadar kendine dürüst olabilmektir.
Bazen iyi olmak;
Ağlamaktan utanmamaktır.
Durmaktan suçluluk duymamaktır.
Yorulduğunu kabul edebilmektir.
Toplum bize hep şunu öğretir:
“Geçecek.”
Evet, çoğu şey geçer.
Ama yaşanmadan geçmeye çalışan duygular, geçmez.
İçeride birikir.
Bedende ağrı olur, ilişkide mesafe olur, hayatta anlam kaybı olur.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken soru şu:
Gerçekten iyi miyim?
Yoksa sadece öyle görünmeye mi çalışıyorum?
Ve belki de en şefkatli cevap şudur:
İyi olmak zorunda değilim.
İnsan olmam yeter.
Asiye Zeynep güleç
Yorumlar
Kalan Karakter: