Burak Hilmi Özkan

Burak Hilmi Özkan

Gündem
[email protected]

Sedat Peker, Mafya, Devlet-3

30 Mayıs 2021 - 14:52 - Güncelleme: 22 Haziran 2021 - 10:48

Sedat Peker, Mafya, Devlet-3

“Tek başına nereye gideceksin? Bütün yolları kapattılar. Kime yol açtılar: Botokslu mafya müsveddesine.” Bu sözler Abdi İpekçi’nin katili, Papa suikastının tetikçisi Mehmet Ali Ağca’ya ait. Hapisten çıktıktan sonra birilerinin kendisinin önünü kestiğini (!), karanlık işlere giren Sedat Peker’in ise önünün açıldığını söylüyor. O birilerinin kim olduğunu anlamak için biz yine biraz gerilere gidelim.

Papa suikastı 1981 yılında gerçekleşti. Suikasttan bir yıl kadar önce, o dönem MHP’nin yayın organı olan Hergün Gazetesi’nde Enver Altaylı, Papa aleyhine bir dizi yazıyazdı. Hani şu an FETÖ’cü olduğu için hapiste olan Altaylı… Darbe döneminde Altaylı, Almanya’ya gidiyor. Daha sonra Alman pasaportu alır ve BND için çalıştığı iddiaları mevcuttur. Hapse girdiğinde Merkel’in,Erdoğan’dan Altaylı hakkında bilgi istediği ve Alman Başkonsolosunun, Altaylı’yı defalarca ziyaret ettiği bilinmektedir.

1982 yılında Alparslan Türkeş, kendisine ülkücülerin Ermenilere ya da solculara karşı eylemde bulunmaması gerektiğini iletmiştir (altaylı’nın kendi ifadesi). Fakat bu uyarının sonuç bulmadığını biliyoruz. 

1990’ların başından itibaren ise ülkücü camiadan çok FETÖ’cülerle birlikte hareket etmeye başlamıştır. Ben kendisinin ne ülkücü ideolojiye bağlı olduğuna ne de FETÖ liderine, müritleri kadar gönülden biat ettiğine inanıyorum. Onun en yakın olduğu kişi CİA’in Ortadoğuistasyon şefi Ruzi Nazar idi. Bu yüzden “Gladyo”denince zihnimde bu iki kişinin silueti belirir. 

Sovyetlerin yıkılışından sonra Altaylı, Azerbaycan’da Aliyev’e, Özbekistan’da ise Kerimov’a karşı darbe girişiminde yer almaktan dolayı istenmeyen kişi olarak ilan edilir. Türkiye ile Özbekistan arasında bu sebeptenyıllar süren bir gerginlik yaşanır. 

Aynı dönem Kâşif Kozinoğlu, (Yakın zamanda hapiste şüpheli biçimde vefat eden MİT mensubu) Altaylı’nın tam zıddı işler yapar. Özbekistan’daki darbe girişiminin engellenmesinde yardımcı olur, şeref madalyası alır. MİT içindeki 20 kadar FETÖ’cüyü takip ettirir. Bu sebeple Enver Altaylı, Fethullah Gülen’e Kozinoğlu hakkında mektuplar göndererek engellenmesi gerektiğini söyler. Kozinoğlu, Afganistan’da görevliyken Türkiye’ye çağrılır. Sonra tutuklanır ve hapiste kalp krizi geçirerek öldüğü söylenir. Allah rahmet eylesin, namuslu insandı! Kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Enver Altaylı’nın adı, son günlerde Kırgızistan’daki FETÖ yapılanmasıyla ve Ümit Özdağ’ın Buğra Kavuncu hakkındaki iddiaları sebebiyle sıkça anılmakta. Bu konu yargıda çok kurcalamayalım, yeniden Altaylı’nın FETÖ ilişkisine dönelim: 15 Temmuzdan sonra bazı FETÖ’cülerin yurtdışına kaçırılması süreçlerinde yer alır ve şu anki mahkûmiyetinin nedenlerinden biri de budur. Bu FETÖ’cülerden bazıları kaçarken, yanlarında Halkbank davasında delil olabilecek pek çok belgeyi de götürür. 

15 Temmuz öncesi süreçte medyada algı oluşturulması için Fethullah Gülen tarafından Türkiye’ye gönderilir.Türkiye’ye gelmeden önce Almanya’ya ve şu an Sedat Peker’in de bulunduğu BAE’ne uğrar.  Bir FETÖ’cü tarafından kendisine hapse atılacağı bilgisi ulaştırılır fakat kaçamaz ve tutuklanır.  

Sedat Peker Şu an Türkiye’de hapiste yatsaydı daha fazla güvende olurdu. Cezasını çeker, çıkardı. Önceki yazımda da belirttiğim gibi Peker’in Fas’tan BAE’ne kendi iradesi ile gittiğini düşünmüyorum. BAE kullanmadığı ya da birlikte iş yapmadığı hiçbir Türk vatandaşını ülkesinde tutmaz. 

Hayatında bariz falsoların, açıkça görülebilen suçları olan Peker’in, istihbarat örgütlerinin dahli olmadan,  bir tripod, bir kamerayla ortalığı sallayabilecek derecede zeki olabileceğine inanmıyorum.

“Kız babasıyım, şimdi arkadaşları ona ne der?” diye soracaksın, ardından da Defne Samyeli’nin iffetine dil uzatacaksın. “Kız babasıyım.” diyeceksin, Ukraynalı bir kıza tecavüz ile anılacaksın. “Kız babasıyım daa.” diyeceksin ardından “Kızı, Mehmet Ağar’ın günahları yüzünden öldü.” diyeceksin. Hüseyin Baybaşin ve bazı infaz timi elemanlarıyla fotoğraf veren Mehmet Ağar’ı savunuyor değilim ama vefat etmiş günahsız bir kıza böyle dil uzatılması kabul edilir şey değil.

Bir yıl önceki videolarının izlenme sayısı 40 bin civarındayken şimdi ne oldu da milyonları buldu? Binlerce “like” alan bir twitine cevap yazdım ama sadece 60 kadar kişinin yazımı okuduğunu fark ettim. Tuhaf… Acaba birileri o videolara milyonlarca defa girip seyredilme sayısını arttırdıktan sonra “Aa, Sedat Peker’in videolarına bakın, ne kadar çok izlenmiş.”diyerek aşırı ilgi uyanmasını mı sağladı? Cambaza bak cambaza…

YORUMLAR

  • 0 Yorum