Acı çekmek, duygulara sahip olanlara özgü bir histir ve bu acıyla ne yapılacağına karar veren kişi de yine o acıya sahip olanın ta kendisidir. İnsan ister bu acıyla en dipleri görür, ister o acının içinden yeniden kendini inşa eder, ister günlerce ağlar, kendini suçlar, “neden?” der, “neden ben?” diye defalarca sorgular, ister “bu da bir imtihan” deyip, “ne öğrenmeliyim?” diye sabırla, şükürle bekler, akışta yaşamayı seçer.
Nasıl bir acı yaşarsa yaşasın kişi her durumda seçimlerin içinde kendine bir yer bulur. Çünkü acı, sadece yaşanan bir şey değil; aynı zamanda insanın kendine nasıl bir yol çizeceğini fısıldayan bir eşiktir.
İnsan nedir peki? İnsan; düşebilen ama yeniden kalkabilen, kırılabilen ama yine de sevebilen, kaybolabilen ama kendini aramaktan vazgeçmeyen bir varlıktır. İnsan; içinde hem karanlığı hem ışığı taşıyan, her acıyla biraz daha şekillenen, her seçimle kendini yeniden yazan bir hikâyedir. Ne tamamen güçlüdür ne de tamamen zayıf… İnsan, tam da bu ikisinin arasında gidip gelen o gerçek hâlidir.
Kimi zaman insan, kendi yaptıklarından ya da yapmadıklarından acı çeker. İçini en çok o eksik kalanlar, o yarım bırakılanlar sızlatır. Kimi zaman ise başkalarından kaynaklı yaşar bu acıyı, en beklemediği yerden, en güvendiği kalpten…
Kalbinin ta derininden ağlar insan, öyle bir ağlar ki, sesi çıkmaz ama içi yankılanır. Bazen anlatamaz kimseye, kelimeler kifayetsiz kalır, susmak ister, lal olmak ister… Bazen de tam tersi, bütün dünyaya haykırmak ister derdini, biri duysun, biri anlasın ister. Belki de kimi zaman sadece yazmak ister kelimelere sığınır, her cümlede biraz daha hafiflemeyi, her satırda biraz daha anlaşılmayı umar, belki de her kelimede acılarından biraz daha arınmak ister.
Kim ne derse desin, herkes seni kendi penceresinden görür. Kimine göre sen çalışmalı, boş durmamalısın, kimine göre “daha ne kadar okuyacaksın?” Kimine göre kilo vermelisin, kimine göre sağlıklı olman yeterli… Kimine göre dimdik durmalı, konuşmalısın, kimine göre de susmalısın, karşındaki büyüğün… Kimine göre hakkını savunmalıyken, kimine göre de önüne bakmalı, sadece yapman gerekeni yapmalısın… Kimine göre çok değiştin, kimine göre de gelişiyorsun… Kimine göre içine kapandın, kimine göre de çok iyi bir dostsun… Kimine göre iyisin, kimine göre kötü… Ama tüm bu seslerin arasında asıl soru hep aynı kalır: ‘’Peki sen, sen nasıl hissediyorsun?’’
Herkes seni kendi gördüğü yerden tanımlar ama sen kendini ‘’nereden’’ görüyorsun? Kendine baktığında ne görüyorsun? Kırıklarını mı, gücünü mü yoksa ikisinin iç içe geçtiği o gerçek hâlini mi? Çoğu insan için senin ne düşündüğün, ne hissettiğin, ne söylemek istediğin çok da önemli değildir. Onların seni nasıl gördüğü, sana ne söylemek istediği daha baskındır. Ama bu, senin kendini onların bakış açısına mahkûm etmen gerektiği anlamına gelmez. Peki sen ne yapacaksın? Kendini başkalarının gözlerinde kaybetmeyi mi seçeceksin yoksa kendi küllerinden, kendi sessizliğinden yeniden doğmayı mı?
Hani tek bir tane hayatın var ya…İşte tam da o hayatın içindesin şimdi. Bunu nasıl kullanmayı düşünüyorsun?
Bazen insan en çok şunu düşünür: Neden en çok değer verdiği insanlar acıtır canını? Neden en derinden yaralayanlar, en çok sevilenler olur? Çünkü insan en çok sevdiğine en savunmasız hâlini bırakır ve en derin yaralar, en açık kapılardan girer.
Evet, yıkılacaksın. Belki de avazın çıktığı kadar ağlayacaksın. Çünkü bu kadar yükün altında kalıp da dimdik kalmak mümkün değildir her zaman, bazen yıkılmak gerekir, yeniden doğrulabilmek için. Ve unutma! o anlarda bile yalnız değilsin aslında. Ama hissettiğin şey yalnızlıksa, o da seninle birlikte yürüyen bir parçan sadece. Çünkü sen ‘’teksin’’…Gerçekten tek ve senden bir tane daha yok. Bu yüzden ne yapacaksan, neyi seçeceksen bir an önce karar vermelisin. İçindeki o sesi duyarak, kendine dürüst olarak. Dipte mi kalacaksın yoksa o dipten kanatlanmayı mı seçeceksin? Çünkü bir gün gelecek…Bugüne dönüp baktığında, verdiğin kararın izlerini göreceksin. Ve o gün ya “orada kaldım” diyeceksin,ya da “orada yeniden doğdum.”
Ve belki de o an anlayacaksın seni en çok acıtan şeyin, aslında seni en çok büyüten şey olduğunu…
Bircan Akdağ
Yorumlar
Kalan Karakter: