"Çünkü bazen bizi en çok büyüten şey, en çok canımızı yakan imtihanlarımızdır; onları anlamlı kılan ise şükürle bakan bir kalptir…"
Bugün, gelin hep birlikte her şeye rağmen şükretmek için nedenler bulalım...
Kedere şükredelim, sabrı öğretti, sevince şükredelim, umut olmayı hatırlattı, acıya şükredelim; ruhumuzun en derin yaralarından ışığın nasıl süzüldüğünü gösterdiği için... Mutluluğa şükredelim; onun kalıcı değil, kıymetli olduğunu öğrettiği için... Vedalara şükredelim; bazen gitmesi gerekenin gitmeden yeninin gelemediğini anlattığı için ve yeni başlangıçlara şükredelim; her sonun içinde gizlenmiş bir doğuş olduğunu fısıldadığı için.
Hayat, bize sadece güzellikleri sunan bir yolculuk değildir. Kimi zaman imtihanlarla yoğrulur, kimi zaman nimetlerle ödüllendiriliriz. Fakat her yaşanmışlık, bizi biraz daha olgunlaştıran, kalbimizi biraz daha derinleştiren ilahi bir eğitimdir. Çünkü Yaradan, hiçbir yükü sebepsiz vermez; hiçbir kapıyı hikmetsiz kapatmaz ve hiçbir bekleyişi karşılıksız bırakmaz.
Doğaya baktığımızda bunu daha iyi anlayabiliriz. Bir ağaç, sonbaharda yapraklarını dökerken isyan etmez; çünkü baharın yeniden geleceğini bilir. Toprağın bağrına düşen bir tohum, karanlığa gömüldüğünü sanırken aslında filizlenmeye hazırlanıyordur. Yağmur, bulutun gözyaşı gibi görünse de ardında bereket bırakır. Çiçekler, kuşlar, dağlar, denizler ve gökyüzündeki bütün canlılar, belki bizim anlayamadığımız bir dille ama kusursuz bir teslimiyetle Yaradan'ı tesbih ederler. Her biri varlığıyla şükrü anlatır.
İnsan ise bazen sahip olduklarına alışır, eksiklerine odaklanır ve nimetlerin sessizliğini fark edemez. Oysa nefes almak bile bir mucizedir. Gözlerimizin görebilmesi, kalbimizin atması, sevdiklerimizin sesi, bir çocuğun gülüşü, gökyüzünün mavisi, toprağın kokusu, dostla yapılan sohbet, evimizin cenneti... Bunların hiçbiri sıradan değildir. Alıştığımız için değersizleşmezler; aksine, her biri bize emanet edilmiş eşsiz nimetlerdir.
Şükür, yalnızca dil ile söylenen bir "Elhamdülillah" değildir. Şükür, kalbin razı olmasıdır, yokluğun içinde bile var olanı görebilmektir,"Neden ben?" demek yerine, "Bu yaşadığım bana ne öğretiyor?" diye sorabilmektir. Çünkü bazen en büyük lütuflar, ilk bakışta musibet gibi görünen kapıların ardında saklıdır.
İlmin de söylediği budur. Yaşanan her deneyim, insan beyninde yeni yollar açar; acılar dayanıklılığı, sabır ise ruhsal olgunluğu besler. Zorluklarla yüzleşen insanın empati duygusu gelişir, hayata bakışı derinleşir.
Bazen en büyük hikmet, bildiğimizi sandığımız hakikatlerin, henüz bilmediğimiz taraflarında gizlidir. Çünkü insanın gerçek yolculuğu, "Biliyorum." dediği yerde değil; tevazu ile Yunus Emre gibi "Ben bilmem" diyebildiği yerde başlar.
İşte şükür de bu idrakin meyvesidir. Çünkü şükreden insan, yalnızca sahip olduklarına değil; henüz anlamını çözemediği imtihanlara, geciken dualara ve ardındaki hikmeti göremediği olaylara da teslimiyetle bakmayı öğrenir. Bilir ki Hakk'ın takdiri, kulun gördüğünden daha geniştir.Gerçek şükür, sadece nimet geldiğinde "Elhamdülillah" demek değildir. Asıl şükür; hikmetini henüz kavrayamadığın hâllerde de kalbinin Yaradanına güvenle yönelmesidir. "Ben bilmem, Sen bilirsin." diyebilmektir.Çünkü kul bilmediğini kabul ettikçe gönlü genişler, teslimiyeti artar ve her nefeste fark eder ki; her lütuf bir şükür sebebi, her zorluk ise sabırla açılan gizli bir rahmet kapısıdır.
Hakikate giden yolda bazen en büyük ilim, "Ben bilmem." diyebilmek; en büyük zenginlik ise her hâle şükredebilmektir.
Ve böylece her sınav, bizi bir önceki hâlimizden daha güçlü, daha bilinçli ve daha merhametli bir insana dönüştürme potansiyeli taşır . Yaradan'ın hikmetiyle baktığımızda, hiçbir yaşanmışlık boşa değildir. Belki bugün anlam veremediğimiz bir kırgınlık, yarın bizi en doğru yere götürecektir. Belki kaybettiğimizi sandığımız bir şey, aslında bizi kendimize kavuşturacaktır. Çünkü kader, yalnızca olanı değil; olması gerekeni de içinde taşır. İnsan bazen geriye dönüp baktığında, "İyi ki öyle olmuş." diyebilir. İşte o cümle, hikmetin sessiz zaferidir.
Belki de hayatın asıl sırrı tam burada gizlidir: Başımıza gelen her şeyi sadece yaşamak için değil, dönüşmek için yaşıyoruz. Her gözyaşı, ruhumuzun bir parçasını arındırıyor,her bekleyiş, sabrımızı olgunlaştırıyor,her kayıp, bizi gerçek olana yaklaştırıyor,her dua, görünmeyen kapıları aralıyor ve her şükür, bizi Yaradan'a biraz daha yaklaştırıyor.
Bugün sadece güzel günlere değil; bizi büyüten zorluklara da şükredelim.Çünkü biliriz ki; her imtihanın bağrında bir ferahlık, her gecenin sonunda bir sabah, her bekleyişin içinde bir hikmet ve her teslimiyetin içinde ilahi bir hikmet vardır.
Ve bazen bir şükür, binlerce kelimenin anlatamayacağı kadar büyük bir iyileşmenin habercisi olur.
Bircan Akdağ
Yorumlar
Kalan Karakter: