Bu gece dolunay bir başka güzel… Sanki karanlığı aydınlatmıyor da, başlı başına bir aydınlık olarak gökyüzüne doğmuş. Etrafındaki bütün sessizliği üzerine çekmiş gibi; ne rüzgârın sesi duyuluyor ne de gecenin telaşı… Sadece gökyüzüne bakarken insanın içine usulca dolan bir huzur var.
Hep merak etmişimdir; dolunayı hiç yalnız bırakmayan, her gece onun hemen yanı başında duran o parlak yıldızın adı nedir acaba? Neden hep onunla birlikte? Gökyüzünde bile böylesine sessiz ve sarsılmaz bir bağlılık varken, yeryüzünde bazen aynı çatı altında yaşayan insanlar bile birbirinden bu kadar uzak olabiliyor. Aynı sofraya oturup aynı ekmeği paylaşanlar, kimi zaman aynı duyguyu paylaşamıyor. Oysa aile, sadece kan bağı değil; birbirinin karanlığını aydınlatabilmek, suskunluğunu duyabilmek, düşerken elinden tutabilmektir. Birbirine yük olmadan omuz olabilmek, en zor zamanlarda bile "Ben buradayım." diyebilmektir. Ne acıdır ki bazen en büyük yalnızlık, kalabalık bir evin içinde hissedilir. Aynı gökyüzünün altında, aynı soyadıyla yaşayan insanlar bile birbirlerinin yüreğine dokunamaz hâle gelir. Belki de bu yüzden, dolunayın yanındaki o sadık yıldız bana hep gerçek bağlılığın sessiz ama vazgeçilmez hâlini hatırlatıyor. Çünkü bazı bağlar konuşarak değil, vazgeçmeyerek kurulur.
Gökyüzü bunu her gece sessizce gösterirken, biz insanlar bazen birbirimize bunu hatırlatmayı unutuyoruz. Gökyüzü bu gece öylesine berrak ki… Ay, sonsuzluğun ortasına düşmüş bembeyaz bir dua gibi. O parlak yıldız ise sanki ona "yalnız değilsin" demek için yanı başında bekleyen sessiz bir dost. Belki de gökyüzü bize, en karanlık gecelerde bile ışığın tek başına olmadığını anlatıyordur.
Sonra düşünüyorum… Bu tertemiz gökyüzüne nokta gibi iliştirilen ay’ın hikmeti ne acaba? Belki bize eksilmeyi ve tamamlanmayı öğretmek için vardır. Bazen incecik bir hilal olur, bazen görünmez olur, bazen de bu geceki gibi bütün ihtişamıyla doğar. Ama hangi hâlde olursa olsun gökyüzündeki yerini hiç kaybetmez. İnsan da öyle değil midir? Kimi zaman eksilir, kimi zaman yorulur, kimi zaman karanlığa gömülür; ama içinde taşıdığı ışık hiçbir zaman tamamen sönmez.
Belki de hikmet, tek başına parlamakta değil; bir başkasının karanlığını da aydınlatabilmektedir. Ayın ışığı nasıl gecenin sessizliğine umut oluyorsa, insan da en çok sevdiklerinin hayatına ışık olabildiğinde anlam kazanır. Çünkü dünya, yalnızca güçlü insanların değil; birbirine omuz veren insanların sayesinde güzelleşir. Gökyüzünde ay ve yıldız birbirini tamamlar gibi dururken, bizlere de birbirimizi tamamlamanın, birbirimizi eksiltmeden sevebilmenin mümkün olduğunu fısıldıyor.
Bu yüzden, gökyüzüne her baktığımda yalnızca ay’ı değil; insan olmanın, sevebilmenin, bağlı kalabilmenin ve aynı göğün altında birbirimize emanet olduğumuz gerçeğini görüyorum. Çünkü bazen en büyük dersler, hiçbir şey söylemeden sadece gökyüzüne bakmayı bilenlere verilir ve belki de insanın en çok ihtiyacı olan şey; dolunayın yanındaki o yıldız gibi, ne olursa olsun vazgeçmeden yanında kalacak bir yürektir.
Belki de ay’ın bize anlatmak istediği en büyük sır budur: Işık, karanlığın yokluğu değil; karanlığın içinde bile var olmayı başarabilmektir ve bazen en güçlü bağlar, konuşmadan, sadece aynı gökyüzünü paylaşarak kurulur. Bu yüzden her dolunay gecesi bana gökyüzü yalnızca bir manzara değil, Yaradan'ın sessizce yazdığı bir mektup gibi gelir. Okumasını bilen için her ışığında bir hikmet, her sessizliğinde ise insanın kendi ruhuna açılan bir kapı saklıdır.
Bircan Akdağ
Yorumlar
Kalan Karakter: