Okumak, yalnızca satırları gözlerle takip etmek değildir. Okumak, insanın hiç bilmediği diyarlara doğru çıktığı sessiz bir keşif yolculuğudur. Her sayfa yeni bir kapıdır; her cümle başka bir iklim, başka bir gökyüzü, başka bir hayat...
Bazen öyle zamanlar olur ki, insanların söyleyemediği bir sözü bir yazar fısıldar kulağımıza. Kimseden göremediğimiz şefkati bir cümlenin sıcaklığında hissederiz. Bir kelime gelip kalbimizin en kırık yerine dokunur, bizi yıllardır taşımaktan yorulduğumuz yüklerden usulca arındırır. İşte o an anlarsın; bazı kitaplar okunmaz, yaşanır.
Okumayı seven insanlar bunun hissini çok iyi bilir. Çünkü onlar için kitap, yalnızca mürekkep ve kâğıttan ibaret değildir. Her kitabın arasında geçirilen saatler, sayfaları çevirdikçe yükselen o büyüleyici koku,altı çizilen cümleler, gözyaşlarıyla ıslanan sayfalar, gülümseten satırlar ve sessizce kurulan dostluklar vardır. Belki de bu yüzden birçok kitap tutkunu kitaplarını ödünç vermekte zorlanır. Bu, paylaşmayı sevmemekten değildir. Aksine, en kıymetlisini paylaşmanın verdiği ince bir tedirginliktir. Çünkü bilirler ki bir kitabın kaybolması, yalnızca bir eşyanın eksilmesi değildir; onunla birlikte yaşanmış onlarca duygunun, anının ve yolculuğun da uzaklaşmasıdır. Fakat aynı zamanda, çok sevdikleri bir kitabı heyecanla bir başkasına tavsiye etmek de tarifsiz bir mutluluktur. Çünkü insan, kendisine ışık olan bir cümlenin başkasının karanlığını da aydınlatmasını ister.
Aslında okunmayı bekleyen yalnızca kitaplar değildir. William Ellery Channing'in söylediği gibi; "Okuyabilen için her insan bir kitaptır." Kimi insanın kapağı eskimiştir ama içinde koca bir bilgelik saklıdır. Kiminin sayfaları acıyla yazılmıştır, kimininki umutla... Bazı insanların satır aralarında çocuklukları gizlidir, bazılarının sessizliğinde yarım kalmış hayaller... Bir insanı gerçekten tanımaya çalışmak, onun hikâyesini sabırla okumaktır. Yargılamadan, acele etmeden, eksik sayfalarını tamamlamaya çalışmadan... Çünkü anlamak, sevmeye açılan en güzel kapıdır. Belki de bu yüzden hayat boyunca en önemli okuma, insanların yüzlerini değil, kalplerini okuyabilmektir.
İlk emir "Oku " idi ama zaman bize gösterdi ki mesele sadece okumak değildir. Neyi okuyacağını seçebilmek, nasıl okuyacağını bilmek, buzdağının görünmeyen yerlerini keşfetmek ve okuduklarını hayatına dönüştürebilmektir asıl marifet. Bir kitabı bitirmek kolaydır; önemli olan onun seni değiştirmesine izin verebilmektir. Çünkü gerçek okuma, son sayfa kapandığında başlar ve insan, her okuduğu kitapla biraz daha çoğalır; her tanıdığı insanla biraz daha derinleşir. Sonunda fark eder ki, dünyayı gezmenin tek yolu kilometreler aşmak değildir. Bazen bir kitabın ilk sayfasını açmak, bazen de bir insanın kalbine sessizce dokunabilmektir.
Kim bilir... Belki de ömrümüz boyunca yaptığımız en büyük yolculuk, bir satırdan diğerine, bir kalpten başka bir kalbe uzanan o görünmez köprüde yürümektir.
Bircan Akdağ
Yorumlar
Kalan Karakter: