Ruh haline göre müzik dinlemek tesadüf değildir. Ama tamamen bilinçli bir tercih de değildir. Bazen kalbimiz seçer, biz sadece “çal” tuşuna basarız.
Kalbin açıksa, hüzünlü bir şarkı gelir ve tam oraya dokunur. İçinde zaten var olan bir sızıya ses olur. Melodi büyüdükçe duygu derinleşir. O an şarkıyı mı dinlersin, yoksa şarkı mı seni dinler; ayırt etmek zorlaşır.
Mutluysan başka bir şey olur. Ritmin omuzlarına yerleşir, adımlarına karışır. Şarkı yükseldikçe sen de yükselirsin. İçindeki enerji melodide yankı bulur. Sanki müzik seni değiştirmez; sadece içindeki ışığı görünür kılar.
Peki kim kime bağlıdır? Üzgün olduğun için mi hüzünlü parçaları seçersin, yoksa o parçaları seçtiğin için mi üzgün hissedersin? Belki de mesele hangisinin önce başladığı değildir. Belki mesele, ruhunun o an neyi büyütmek istediğidir. Çünkü müzik, içimizde zaten var olan duygunun sesidir. O duygu yoksa en ağır melodi bile sadece sestir. Ama duygu varsa tek bir nota bile kalbinde yankılanır.
Ve kelimeler…Okuduğun her kelime, ruhunda bir iz bırakır. Bazısı hafifçe dokunur geçer. Bazısı içeri girer, yerleşir. Hangi cümlenin altını çizdiğin, hangi satırda duraksadığın, hangi kelimede gözlerinin dolduğu… Hepsi seni ele verir. Belki de insan en çok burada korkar. Çünkü mesele yetersizlik değildir. Mesele, sandığından daha güçlü olma ihtimalidir.
“En derin kaygılarımız yetersizliklerimiz değildir. En derin kaygılarımız, tahminimizin de ötesinde güçlü olan yanlarımızdır. Kendimize şunu sorarız: Bu kadar zeki, muhteşem, yetenekli ve harika olacak kadar kimim ki ben? Aslında neden olmayayım ki? Hepimiz içimizdeki Tanrı’nın görkemini göstermek için bu dünyaya geldik. Işığımızın parlamasına izin verdiğimizde, diğerlerinin de aynısını yapmaları için onlara da izin vermiş oluruz.” (Akeelah and the Bee)
Belki de hüzünlü şarkılara sığınmamızın, kelimelerin arkasına saklanmamızın nedeni budur. Yetersiz olduğumuz için değil… Gücümüz görünür olursa ne olacağından korktuğumuz için. Çünkü karanlıkta saklanmak kolaydır. Ama ışıkta görünürsün. Ve belki de asıl soru şudur: Bir gün tam kalbine dokunan o melodi çaldığında, tam seni anlatan o cümleyle karşılaştığında, kendini kısmayı mı seçeceksin, yoksa gerçekten kim olduğunu kabul etmeyi mi?
Bircan Akdağ
Yorumlar
Kalan Karakter: