Farz et, şu an yaşadığın hayat değil bu. Gözlerini kapattığında içine doğan, kalbini hafifçe hızlandıran o başka hayatın içindesin. Sabah uyandığında içini sıkıştıran bir ağırlık yok; aksine, içinden gelen küçük bir heyecan var. Sanki bugün, dünden biraz daha sana ait olacakmış gibi…İşte bu yüzden vazgeçmeyeceksin. Çünkü bu hayal, sıradan bir istek değil; içinde kıpırdayan, seni çağıran bir ihtimal. Yoruldum demeyeceksin… Desek bile, o yorgunluğun içine gömülüp kalmayacaksın. Oturup dinleneceksin belki, derin bir nefes alacaksın ama sonra başını kaldırıp şu soruyu soracaksın kendine:“Daha iyisini nasıl yapabilirim?”
Korkmayacaksın hayattan. Evet, hayat belirsiz, ne getireceği çoğu zaman bilinmez. Bazen karanlık bir yol gibi görünür; nereye varacağını göremezsin. O bilinmezlik ürkütür insanı, doğru. Ama bir dur, sor kendine: ‘’Bu korkunun içinde ne kadar yaşayabilirsin? Ne kadar erteleyebilirsin kendini?’’ Cevap aslında çok net: ‘’Hiç…’’
Çünkü korkuyla yaşanan bir hayat, yarım kalmış bir hikâye gibidir. Ne tam başlar ne de gerçekten ilerler. Oysa senin içinde, tamamlanmayı bekleyen bir hikâye var. Belki inişli çıkışlı, belki zor, ama kesinlikle senin.
Ve unutma ,her son, gerçekten bir son değildir. Bazen kapanan bir kapı, aslında içinden geçmen gereken başka bir kapının sessizce aralanmasıdır. Biten şeyler, çoğu zaman yeni başlangıçlara gebedir. O başlangıçlar içinde mucizeler saklar, sürprizler taşır, bilinmezliğiyle seni korkuttuğu kadar büyütür de. Çünkü insan, en çok bilmediği yollarda kendini bulur.
Herkese ve her şeye rağmen, hatta kalbini acıtan, seni yoran o gönül bağlarına rağmen yürümek zorunda kalırsın. Çünkü bazı bağlar sevmekle değil, bırakmayı öğrenmekle tamamlanır. Bazı hikâyeler kalmak için değil, sana kendini hatırlatıp gitmek için vardır. Canını acıtsa da, içini parçalasa da bil ki; seni eksilten hiçbir bağ, gerçek bir aitlik değildir.
Bu yüzden adım at. Küçük de olsa, titreyerek de olsa ama at. Çünkü o hayal ettiğin hayat, bir gün ansızın karşına çıkmayacak. Sen yürüdükçe, sen cesaret ettikçe yavaş yavaş şekillenecek.
Ve bir gün, dönüp arkana baktığında, bitti sandığın her şeyin seni başlatmak için var olduğunu anlayacaksın. Korktuğun şeyin hayat değil, kendi gücünü görmek olduğunu fark edeceksin. Ve en sonunda şunu söyleyeceksin kendine:
“İyi ki korkmama rağmen yürüdüm…Çünkü asıl mucize, vazgeçmeyenlerin hayatında olur.”
Bircan Akdağ
Yorumlar 1
Kalan Karakter: