Gece, kendini yavaş yavaş şehrin üzerine bırakırken biz çoktan kendi küçük dünyamızı kurmuştuk. Üniversiteden arkadaşlarımla aynı masada otururken, zamanın bir süreliğine durduğunu hissettim. Önce yemek, sıradan ama içten. Ardından Bahçelievler’in o tanıdık kalabalığında, canlı müziğin içine karıştık. Sesler yükseldi, ışıklar hafifçe titreşti, ve hayat bir anlığına daha katlanılır, daha yumuşak bir hâl aldı.
Ortamı güzelleştiren şeylerden biri, ''eksikliklerin yokluğuydu''. Dedikodu yoktu, yargı yoktu, kimse kimseyi törpülemeye çalışmıyordu. Herkes olduğu gibiydi. Ve ilk kez, bu kadar “olduğu gibi” olmanın ne kadar hafifletici olduğunu fark ettim.
Dertleştik elbette. İnsan dertsiz olmaz. Ama o dertler bile o masada yük değil, paylaşılmış birer hikâyeye dönüştü. Sonra şarkılar başladı. Bazıları tanıdık, bazıları yarım kalmış anılar gibi… Hep birlikte söyledik. Belki dünyaya sövdük, belki kendimize ama içimizde biriken ne varsa sesimize karıştı. Ve o an anladım: bazen insanın iyileşmesi için çözüm değil, sadece ifade yeterli idi.
Hayatın anlamsızlığı yine usulca dokundu zihnime. Hep yaptığı gibi. “Sonunda ölüm varsa, tüm bu çaba neden?” diye sordu içimdeki ses. Ama bu kez cevap aramadım. Belki de anlam, büyük cevaplarda değil, o anın içinde saklıydı. O kahkahada, o bakışta o samimiyette.
Kalpler kırılmamalı, evet. Ama bazen mesafe, bir kalbi korumanın tek yoludur. Her yakınlık iyileştirmez, her uzaklık da eksiltmez. Bunu kabul etmek, belki de büyümekti. Ve düşündüm, gerçekten de hareket eden insan, yerinde çürüyen düşüncelerin esiri olmaz. Belki anlam dediğimiz şey, bir sonuca varmak değil; ''yolda kalabilmekti''. Üretmek, çabalamak, düşmek ve yeniden kalkmak… Belki de anlam tam olarak buydu: ''vazgeçmemek.''
Oysa bu saatlerde evde olmalıydım. Her zamanki rutinimde. Ama hayat, planları bozmaktan hoşlanır. Ve bazen en gerçek anlar, plansız olanlardır. Uyum sağlamak zor gelir bazen insana, evet. Ama kabulleniş… İşte belki de her şey tam orada başlar.
Gece ilerledikçe, içimde garip bir dinginlik oluştu. Her şey hâlâ belirsizdi. Hayat hâlâ karmaşıktı ama o an , yeterince anlamlıydı.
Bircan Akdağ
Yorumlar
Kalan Karakter: