Sabahın seher vakti…
Benim kendime ayırmam gereken en kıymetli zaman. Bunu artık biliyorum, hissediyorum.
O saatlerde kendimle konuşmak, kendimi gerçekten dinlemek…Dış dünyanın gürültüsünden uzaklaşıp içimdeki sesi duymak, doğayı dinlemek; mis gibi havayı içime çekmek, ağaçların kokusunu fark etmek, kedilerin miyavlaması, kuşların cıvıltısı… Hepsi bana hayatın hâlâ ne kadar canlı ve gerçek olduğunu hatırlatıyor.
Elimde sıcak bir bardak kahve…Belki sessizliğimi anlatan bir kitap…Yavaş yavaş yükselen güneş ve içimde büyüyen bir şükür hali ve belki kulağımda, ruhuma iyi gelen bir melodi…
Seher vakti…Günün bereketi, ruhun dinginliği, enerjinin ve coşkunun en saf hâli ve fark ediyorum ki, o sabaha sahip olmadığım günlerde bir şeyler eksik kalıyor, enerjim düşüyor, içimde bir ağırlık oluyor, işler akmıyor, her şey sanki zorlaşıyor, içimde hafif bir gerginlik, sebepsiz bir huzursuzluk beliriyor.
O zaman kendime soruyorum: ‘’Neden bunu kendime yapıyorum? Neden beni besleyen, iyileştiren bu güzellikten kendimi mahrum bırakıyorum? Neden bu konuda tembellik ediyorum? Nefsime bu kadar mı söz geçiremiyorum?’’
Oysa biliyorum…Bana iyi gelen şeyleri yapmak, beni mutlu eder. Beni güçlendirir, dengeler, hayatımı güzelleştirir. Öyleyse neden hayatımda bu kısmı eksik bırakayım ki? Artık kendime şunu hatırlatıyorum: ''Bu bir lüks değil, bu benim ihtiyacım. Bu bir keyif değil, bu benim ruhumun gıdası.''
Her seher vakti, kendime verdiğim bir söz olsun: ''Kendime döneceğim, kendimi dinleyeceğim ruhumu besleyeceğim. Çünkü ben buna değerim ve hayat, en çok da o sessiz, saf ve berrak anlarda güzelleşiyor.''
Bircan Akdağ
Yorumlar
Kalan Karakter: