İnsanın hayatı boyunca verdiği en sessiz ama en yorucu mücadelelerden biri, değersizlik duygusuyla olan savaşıdır. Çünkü bu duygu, bir anda ortaya çıkmaz. Küçük kırgınlıkların, görülmeyen emeklerin, söylenmeyen sözlerin ve hissedilen adaletsizliklerin yıllar içinde birikmesiyle oluşur.
Kimi zaman bu duygunun temeli çocuklukta atılır. Anne babanın farkında olmadan yaptığı bir kıyas, kardeşlerden birine gösterilen daha fazla ilgi ya da "Sen yapamazsın." gibi küçücük görünen cümleler, insanın içine sessizce yerleşir. Kimi zaman okulda öğretmenin, iş hayatında amirin, bazen de en çok sevdiği insanın; eşinin, dostunun ya da yakın çevresinin davranışları bu duyguyu besler.
Belki de en çok can yakan anlardan biri şudur: ''Gözlerinin önünde sana farklı, bir başkasına bambaşka davranıldığını görmek''... Aynı ortamdasınızdır, aynı emeği vermişsinizdir ama ilgi başkasınadır. Aynı sevgiyi beklemişsindir ama sevgi senden esirgenmiştir. Aynı saygıyı hak etmişsindir ama görmezden gelinmişsindir. İşte tam da o an insan, kendisini sorgulamaya başlar. "Acaba eksik olan ben miyim?"
Oysa çoğu zaman eksik olan sen değilsindir. Eksik olan; karşındaki insanın adaletidir, vicdanıdır, sevgiyi eşit dağıtabilme becerisidir. Fakat insanın kalbi böyledir; başkasının davranışını bile kendi değeriyle ilişkilendirir. İşte tam bu noktada vereceğin tepki, kim olduğunu belirler. Kırılabilirsin, üzülebilirsin hatta gözyaşı dökebilirsin. Bunların hepsi insanca duygulardır. Ama kendini değersiz ilan etmek zorunda değilsin. Çünkü bir başkasının sana nasıl davrandığı, senin gerçek değerini belirlemez. O, sadece onun karakterini, bakış açısını ve kalbinin genişliğini gösterir.
İnsan çoğu zaman kendi değerini unutmaz; sadece başkalarının davranışları yüzünden ona yabancılaşır. Sürekli eleştirildiğinde, görmezden gelindiğinde ya da kıyaslandığında bir süre sonra kendi gözünle değil, başkalarının sana tuttuğu aynayla bakmaya başlarsın. Oysa o ayna kırık olabilir. Seni olduğundan eksik gösterebilir.
Bu yüzden insan, zaman zaman kendi içine dönüp kendine şunu hatırlatmalıdır: "Benim değerim, insanların bana verdiği değer kadar değildir."
Çünkü seni de Yaradan var etti, karşındaki insanı da... Hiçbir kul, diğerinden yaratılışı sebebiyle üstün değildir. Makamlar, unvanlar, zenginlik, güzellik, güç ya da başarı; bunların hiçbiri insanın öz değerini belirlemez. Bunların hepsi bugün var, yarın yok olabilecek emanetlerdir. Sahip olduğunu sandığın ev de emanet, mal da emanet, mülk de emanet, evlat da emanet, sağlık da emanet, güzellik de emanet güç de emanet...Çünkü gerçek sahiplik yalnızca Yaradan'a aittir. Biz ise bize verilenlerin bir süreliğine emanetçisiyiz.
Öyleyse neden birbirimizi bu emanetlerle ölçelim? Neden bir insanı makamıyla yüceltip diğerini küçümseyelim? Neden parası olanı değerli, olmayanı değersiz görelim?
Yaradan katında insanın değeri; malıyla, mülküyle, makamıyla değil; kalbiyle, ahlakıyla, merhametiyle ve takvasıyla ölçülür.
Bu yüzden, seni değersiz hissettiren insanların sözlerini hayatının gerçeği yapma. Onların eksik sevgisi, senin eksik olduğun anlamına gelmez. Onların seni görememesi, senin ışığının olmadığı anlamına gelmez. Güneş de bazen bulutların arkasında kalır; ama hiçbir zaman ışığını kaybetmez.
Kendini başkalarının onayına teslim ettiğin gün, mutluluğunun anahtarını da onların ellerine bırakmış olursun. Seni överlerse mutlu olursun, eleştirirlerse yıkılırsın. Oysa insanın gerçek huzuru, kendi değerini Yaradan’ın nazarında bilmesinden geçer.
Unutma... Sen yalnızca insanların sana biçtiği değer kadar değerli değilsin. Sen, Yaradan 'ın "Ol" diyerek var ettiği eşsiz bir cansın. Bir kalbin var, bir ruhun var, bir hikâyen var. Yaşadığın her acı, seni eksiltmek için değil; olgunlaştırmak, güçlendirmek ve hakikate yaklaştırmak için hayatına uğrar.
Bu yüzden kendi değerini başkalarının ellerine bırakma. Çünkü insanlar fikir değiştirir, şartlar değişir, ilişkiler değişir, makamlar değişir...Dün seni alkışlayanlar, yarın sessizleşebilir. Ama Yaradan'ın seni yaratırken verdiği değer değişmez.
Kendini başkalarının terazisinde tartma. Kendi kıymetini, seni en güzel şekilde Yaradan’ın nazarıyla hatırla. Çünkü gerçek değer; insanların verdiği değil, Yaradan'ın kuluna yüklediği değerdir ve o değer, hiçbir insanın eksiltemeyeceği kadar büyüktür.
Bircan Akdağ
Yorumlar 1
Kalan Karakter: